Burak

1980'lerde, 1970'li yılların ikinci yarısını kaplayan seks filmleri tamamen ortadan kalkmış, ticari sürekliliği sağlayacak yeni tür olarak, onların yerini 'arabesk filmler' almıştır. 1970'lerin, Yılmaz Güney'in Umut filmi geleneğinden gelen, toplumcu eleştirel siyasal filmleri yasaklanmış: yerine, bireysel sorunlara ağırlık veren, özellikle kadının kimlik arayışını ve cinsel özgürlük sorunlarını ya da sanatçının yaratamama bunalımlarını ele alan filmler yapılmıştır.
Sayfa 185·Kitabı okudu
Sinema
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1980'li yıllarda hiçbir sinema salonunda, 1970'lerin ikinci yarısında salonları kaplamış olan, 16 mm.'lik seks filmlerinden eser kalmamıştır. Seks güldürüleri bıçakla kesilmiş gibi salonlardan yok olmuştur. Sansürün bir türlü engelleyemediği (!) bu filmler, 12 Eylül darbesinin yasaklarını delememiştir. Ticari sinemacılar hemen durum değerlendirmesi yaparak, salonları dolduracak ama yasaklara da takılmayacak yeni bir tür bulmuşlardır. Böylece, seks filmlerinin yerini, köyden göçüp gelen, yeni kentlilerin duygularına seslenen 'arabesk filmler' almıştır. Senaryoları arabesk müzik sözlerinden esinlenen, görüntüler eşliğinde bol bol bu şarkıların da okunduğu, baş rollerini arabeskçilerin oynadığı, gözyaşlı, dualı ve aynı zamanda cinsellik ağırlıklı filmler, 1980'li yıllarda sinemacıların sarıldığı bir dal olmuştur. Arabesk filmler çekebildikleri kadar izleyiciyi salonlara çekmiş, daha çoğuna da video-kasetlerle evlerinde ve kahvehanelerde ulaşmışlardır.
Sayfa 180·Kitabı okudu
Sinema
1970'lerin politize ortamına karşılık 1980'ler aşırı depolitizasyon ortamı yaratmış, bireyselliği, çıkarcılığı, köşe dönücülüğu körüklemiştir. Kuralsız bir liberasyon. ekonomik ve siyasal alan da, güçlüye, kurnaz olana, 'işini bilene haksız servet kazanma olanağı vermiştir. Bankerlik sistemi baslatılmış, bankalarda faiz karşılığı para toplayan özel kişiler, denetimsizlik nedeniyle paraları işletmek yerine, toplayıp-kaçmayı yeğlemişlerdir. Devletin destek veren açıklamalarına inanmış olan binlerce kişi, birikimlerini bankerlere kaptırarak 'bankerzede' olmuşlardır. Dünyaya açılma', 'büyük düşünme', 'teknolojiyi yakalama' en çok konuşulan konular olurken, bir yandan da tarikatların özgürce faaliyet göstermelerine göz yumulmuş, inançların sömürülmesine fırsat verilmiştir. Kapitalist dünyanın en son moda ideolojisi olan 'küreselleşme' rüzgârına kapılarak, ulusal sanayi güvenceye alınmadan ya bancı sermayeye, uluslararası tekellere, kapılar ardına kadar açılmıştır. Bu anlayış Türk ekonomisini ve sanayiini boğduğu gibi, Türk sinemasını da nefes alamaz duruma getirmiştir.
Sayfa 178·Kitabı okudu
Sinema
1980'ler, içinde yaşadığımız 2010'lar Türkiyesi'nin yaşam biçimini ve hayata bakışını doğrudan etkileyen, hatta oluşturan yıllardır.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Sinema
1970'ler sinemasını 'Karşıtlıklar Dönemi Sineması' olarak adlandırmamızın nedeni, hem toplumsal yaşamda hem de sinemasal yapıda karşıtlıkları içeren bir dönem olmasındandır. Sinemaya baktığımızda, dönemi, iki zıt anlayışla ortaya çıkan iki zıt sinemasal yapının ağırlığı belirlemektedir: Bir yanda toplumsal sorumluluklar sonucu üretilen 'eleştirel siyasal filmler'; tam karşı yanda, kişisel bencilliklerle sömürü çarkına alet olmayı kabullen menin sonucu üretilen 'seks filmleri'.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Sinema