Burak

Burak
Lisans
1179 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·400 syf.··
2021 8. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 00:36
Yarı açık cezaevinden on bir mahkûm bir haftalığına bayram iznine çıkar. Her bir mahkûmun kendine özgü sorunları, acıları, umutları ve özlemleri vardır. Her biri Türkiye’nin değişik bölgelerinden ve farklı sosyal kesimlerinden gelmektedir. Bu izin sonrası kimi cezaevine geri döner kimisi dönemez... Dram filmi değil, gerçeklerin filmidir Yol. Umutsuz değil, umutludur. Mahkûmların duymuş olduğu pişmanlıklar başka bir yolun daha var olabileceğini sunuyordu bizlere. Cezaevindeyken kaleme alınan senaryo, bir nevi Güney’in yakın çevresini ve kendisini anlatmaktadır. Uzun bir süre hapishanede kalan Güney, mahkûmları çok iyi tanıyor. Senaryo yazımı esnasında izne ayrılan mahkûmların hikâyelerini dinliyor, onlardan izinlerinin nasıl geçtiğini anlatan yazılar istiyordu. Bir yandan da çekimin yapılacağı farklı coğrafyalara araştırmacılar gönderiyor, oranın halkından bilgiler topluyordu. Senaryoda on bir mahkûmun hikâyesi bulunmakta fakat cunta yönetiminde çekilen bu film birçok zorluklarla karşılaşmış ve maddi yetersizliklerden dolayı Şerif Gören altı mahkûmun hikâyesini çekebilmiştir. Bir mahkûmun eşini oynayan oyuncunun performansını beğenmeyen Güney, montajlarda o mahkûmu da çıkartarak filmde beş mahkûmun hikâyesini anlatmıştır. Bu senaryo kitabı filmin kırpılmamış hâlidir. Filmde göremediğimiz cezaevi sahnelerini ve diğer altı mahkûmun hikâyesini bu kitapta okuma fırsatını yakalıyoruz. Cezaevinden film yöneten Yılmaz Güney bütün baskılara ve parasızlığa rağmen dünyanın en başarılı filmlerinden birini armağan etmiştir bize. Bize düşen de Yol'u anlayabilmek ve o Yol'da ilerlemek.
Sinema
YolYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017161 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2020 128. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2020 04:29
Mina Urgan’ın “Belleksiz bir toplum olmamızı önlemek için, herkesin anılarını yazmasını yararlı buluyorum.” sözünden yola çıkarak anılarını yazan Tülay German Türk pop müziğinin öncülerinden
Edebiyat
Düşmemiş Bir Uçağın Kara KutusuTülay German · Afrika Yayınevi · 201955 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2020 79. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 22:11
Oyun 1929 Amerikasında başlıyor. Marketlerin çıkış noktası olan büyük kapitalist Amerika'nın amaçladığı küçük esnafları yok edip bütün ürünleri tek bir yerde toplayarak bütün gücü ellerine almak. Kasap, manav, bakkal ve nicesi yok olacak küçük esnaflar kazanmayacak tek biri zengin olacaktır. Bakkala giden birinin alacakları aklındadır. Marketlerde ise iş değişiyor. Kendini binbir ürünün içerisinde bulan alıcı ihtiyacı olmadığı halde başka başka ürünler de alma ihtiyacı duyuyor. Elinde market arabası son sürat giderken neler atmıyor ki o arabaya? Marketlerin en büyük tuzağı da bir ürünü öteki satıcılardan daha ucuz yaparak müşteriyi kendine çekmek. Halbuki bir üründen kısıyorken diğer ürünlerden fazlasıyla kazanıyor. Bakkaların süper marketlere karşı ezilişini anlatan bu eser marketlerin iç yüzünü gösteriyor ve bize ders veriyor.
Kültür-Sanat
Kahraman Bakkal Süpermarkete KarşıFerhan Şensoy · Ortaoyuncular Yayınları · 1991136 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2020 75. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 01:39
Kitap şu cümleyle başlıyor: “Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum.” Gorz, eşiyle beraber intihar etmeden önce bu satırlarla başlayan bir mektup yazar. Bu uzun mektupta eşiyle ilk karşılaşmasından tutun son zamanlarına kadar ki birlikteliğini yazar. Evliliği bir burjuva kurumu olarak gören Gorz, Dorine ile beraber bir dönüşüm içerisine girmiştir. Varlığını kabul edemeyen yazar Dorine sayesinde varlığını kabul etmiştir. Gorz adeta büyük bir değişimin içerisindedir. Çok güzel bir evlilik sürdürmüşlerdir. Dorine eşinin işinde ona yardımcı oluyor, yazar olan eşinin gecelerce çalışmasını normal karşılıyor ve bütün güçlüklere karşı güzel bir direniş sergiliyor. Aşklarının elli sekiz yıl sürmesini sağlayan nedenlerden biri de kuşkusuz Dorine'nin parayı küçümsemesidir. Son yirmi üç senelerini bir köyde geçirirler. Köy hayatı onlara çok iyi gelmiştir. Bu uzun birliktelik eşi Dorine'nin hastalığıyla beraber tehlikeye girmiştir. Eşi Dorine'nin az bir ömrü kalmış ve acılar içinde geçmektedir son günleri. Fakat eşinin hastalığının yarattığı korkunç acıyı birlikte intihar ederek yeneceklerdir.
Edebiyat
Son MektupAndré Gorz · Ayrıntı Yayınları · 20111,165 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 72. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 03:26
Yılmaz Güney'in 72-74 yılları arasında Selimiye cezaevinde kaldığı süre içerisinde karısı Fatoş Güney ile mektuplaşmalarından oluşan eserde bolca Yılmaz Güney'in karısına ve çocuğuna olan sevgisine tanıklık ediyoruz. Mektuplarında sıkça düştüğü hatalardan yakınmış ve özeleştirisini vermiştir. Cezaevi yıllarında Güney bolca düşünme vakti bulmuş değişmenin yoluna gitmiştir. Mektubun birinde şunu der; "Bir gün, dünya sineması içinde mütevazı ve saygı değer bir yerimiz olacak. Türkiye sinemasını dünyaya ben ve benim gibi düşünenler götüreceğiz." Dediği gibi de olur. Yılmaz Güney Cannes'te ödül alan ilk Türk olmuştur. Türk sinemasını dünyaya taşımıştır. Bir sanatçının kişisel dünyasını en iyi tanıyabileceğimiz eserler mektup veya günlüklerdir. Bu mektuplar sayesinde Yılmaz Güney'i daha iyi tanıma fırsatı buldum. Yılmaz Güney severlerinin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
Edebiyat
Selimiye MektuplarıYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2018234 okunma