Seyyit Han, karakterleri olan bir filmdir. Başta Seyyit olmak üzere Keje, Haydar, Hidayet ve Mürşit, karakterlerini tanıyabildiğimiz, ilişkilerini basit şemaların ötesinde izleyebildiğimiz kişilerdir. Canlıdırlar ve filmdeki varlıkları şematik (karton) değil, 'organik'tir... Ayrıntılar konusunda gerçek bir duyarlığı olan Güney'in, filme serpiştirdiği bazı küçük renkler, bizi Seyyit'in karakterine ince ama kestirme yollarla yaklaştırır. Hayvanları sever Seyyit, bütün güzel ve yakın şeylerin sevdiği gibi. Atına şeker yedirir. Bir küçük kuşu vurmaya yüreği elvermez. Terkisinde taşıdığı tek çıkının içinden çıkan kefen, birkaç kuruş ve birkaç kurşun, hani o bütün ağrılara iyi gelen bir halk bilgeliğinin duyarlı simgeleridir. Hidayeti (köyde hiçbir önemi olmayan yoksul adamı) babası gibi sever, sayar. Onurlu kişidir. Kimseye boyun eğmez. Ama, kâğıt bir kaplan gibi de öfkelenmez. İçtenlikle üzülür, (Keje'yle konuşmasından sonra) hatta yıkılır. Bir kedi gibi köşeye sıkışmadıkça sessizdir, eziktir, gösteriş peşinde değildir. Kısaca, Doğu Anadolu insanının değerlerini canlı çizgilerle yaşatır (Kutlar, 1990, s. 30-32).