Piyasadaki canlanmaya rağmen ekonomideki ve sanayideki bu hareketliliğin aldatıcı olduğunu savunan, montaj sanayi ile dışa bağımlılıktan kurtulamayacağımızı söyleyen, parlamento dışı muhalefet diyebileceğimiz işçi ve öğrenciler, 1961 Anayasası'nın özgürlük havası içinde, gerek hak arayışlarında, gerek yönetim eleştirilerinde gösteri ve yürüyüşler düzenlemektedirler. Bu yürüyüşlere ilişkin açıklamalarını, "Yollar yürümekle aşınmaz", sözleriyle dile getirse de AP lideri başbakan Süleyman Demirel, sık sık, "1961 Anayasa'sı Türkiye'ye bol gelmiştir," diyerek çelişkisini de açığa çıkarmaktadır. Anayasa'nın verdiği demokratik haklar iktidarı rahatsız etmektedir.
Dünyaya baktığımızdaysa, 1960'lı yıllarda biraz yumuşasa bile Soğuk Savaş'ın sürdüğü görülmektedir. 1960'ların ortalarında ideolojik savaş sıcaklaşmış, Vietnam'da patlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri, Güney Vietnam'i, komünist Kuzey Vietnam'a karşı korumak (!) amacıyla, 1970'lerin ilk yarısına kadar savaşmıssa da sonuç alamamıştır. Güney Vietnam'ı da kendisini de kurtaramamıştır. Amerikan gençliği de, Avrupa gençliği de bu savaşa tepkilerini büyük gösterilerle ortaya koymuşlardır. Vietnam Savaşı'na tepkilerin kıvılcımıyla 1968 öğrenci hareketleri başlamış, öğrenci eylemlerinin 'muhalif bakışı' işçi eylemleriyle birleşerek, dalga dalga bütün dünyaya yayılmıştır.
1968 hareketlerinin Türkiye gençliğini etkilemesi, zaten 1961 Anayasası'nı Türkiye'ye bol bulan kesimlerce hoş karşılanmamıştır. Sendikal haklarını vermeyen patronlarını uyarı yürüyüşü yapan işçilere ya da kapitalizmi ve Amerikan emperyalizmini protesto için eylemler yapan sol görüşlü öğrencilere saldıran karşıt görüşlü gençler, iktidar tarafından, güvenlik güçlerine yardımcı oldukları gerekçesiyle engellenmemişlerdir. Böylece gerilen ortamın sonucunda