Burak

Geçiş Dönemi'nin sinema ortamı, birbirine zincirleme etki eden tetikleyici gelişmelerle doludur. Türk Sinema Tarihi kitaplarını incelediğimizde dönemin görünümünü şöylece çizebiliriz: Avrupa kıtasını saran savaşın yolları kapatmasıyla salonlarda gösterilecek yabancı filmlerin azalması, yerli film gereksinimini doğurmuştur. Ayrıca, 1938 yılında yapılan vergi düzenlemesi de yapım stüdyolarının artışına yardımcı olmuştur. Böylece, savaş nedeniyle yurda dönen gençlere sinemanın kapıları açılmıştır. Sayısı artmaya başlayan film şirketlerinde Avrupa sinemasını tanıyan, tiyatro dışında eğitim görmüş gençler daha özgür ve daha sinemasal filmler yönetmişlerdir. Tiyatro oyuncularıyla birlikte amatör oyuncuları da devreye sokarak, dış cekim, hareketli kamera ve hızlı kurguyla acemice de olsa, sinemasal anlatıyı yakalamışlardır.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Sinema
Reklam
Geciş Dönemi Türk sinemasını etkileyen en önemli unsur İkinci Dünya Savaşı'dır. Savaş öncesi yıllarda Avrupa'ya çeşitli dallarda öğrenim görmeye gitmiş olan gençler, savaşın patlamasıyla Türkiye'ye geri dönmüşlerdir. Fotoğraf, grafik ya da sanat eğitimi için giden gençlerin dönüşü sinemayı etkilemiştir. İlk hamleyi yapan da Taş Parçası filmiyle Faruk Kenç olmuştur.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Sinema
Tiyatrocular Dönemi, yüzünü Batı uygarlığına dönmüş, temellerini atmaya çalışan genç bir ülkenin, Batı'da yeni gelişen, teknolojik tabanlı 'genç sanat' sinemayla daha içli-dışlı olduğu dönemdir; bir önceki dönemde tanıştığı sinemayı artık kullanma ve içselleştirme dönemidir. Muhsin Ertuğrul burada önemli bir işlev üstlenmiş, sinema adına ilk adımları atarak olumlu ve olumsuz katkılar sağlamıştır. Onun katkılarının olumsuz yanlarını eleştirirken, olumlu ve öncü yanlarını göz ardı edemeyiz. Etmemeliyiz.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Sinema
Muhsin Ertuğrul, sinemaya sanatsal açıdan yeterli önemi vermeyerek, onu, asıl sanat olarak gördüğü tiyatroya gelir getirecek bir ticari kazanç kapısı olarak düşünmüştür. Sinema ile tiyatro arasındaki anlatım farklarına hiç önem vermemiştir. Oysa ki onun döneminde, dünya sinemasında bügün bile beğenilen şaheser klâsikler çekilmektedir. Ertuğrul, Batı sinemasını tanımakla birlikte, ikinci sınıf filmlerini örnek olarak almıştır.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Sinema
Tiyatrocular Dönemi'nin en önemli özelliği, Türk sinemasına ilk'lerin gerçekleştirildiği bir dönem olmasıdır. Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti'nin toplumuna yaşattığı ilkler gibi.... Dönemin sinemasal 'ilk'lerini, yeniden bir gözden geçirirsek: ilk Müslüman Türk kadın sinema oyuncuları olan Neyyire Nevir ve Bedia Muvahhit'in 1923 yılı yapımı Ateşten Gömlek filminde oynaması. Türk kadınının kendisini bu alanda da kanıtla masına fırsat vermistir. Dünya sinemasında sesin bulunuşundan hemen birkaç yıl sonra, 1931 yılında ilk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokaklarında filminin çekilmesi, teknolojik yeniliklere duyarlı bir ortamın yaratılmış olmasının sonucudur. Kurtuluş Savaşı konulu Bir Millet Uyanıyor filminde, gerçek savaş belgesel görüntülerinin film içine kurgulanması önemlidir. Yeni yaşanmış bir savaşın, duygusal etkisini izleyicilere aktararak, kitleleri sinemaya çekmiştir. Her ne kadar Ertuğrul'a kızanlar tarafından 'kolaycılık' olarak nitelenmişse de. Başka bir ilk, 1935 yılı yapımı Aysel Bataklı Damın Kızı filmiyle, magazin basınının da yardımıyla, Cahide Sonku'nun starlaştırılmasıdır. Yeşil gözlü, sarı saçlı, beyaz tenli, 'Avrupaï görünümlü bu ilk kadın starımızın bu filmde başına bağladığı eşarbın reklam konusu yapılarak satışa sunulması, ilk sinema-reklâm ilişkisi olarak nitelenebilir. Muhsin Ertuğrul tarafından gerçekleştirilen, çekim yılı göz önüne alındığında Sinemacılar Dönemi'ne sarkmasına rağmen, bu dönem içinde ele almamız gereken başka bir 'ilk daha var Türk sinemasında: İlk renkli film Halıcı Kız.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Sinema
Reklam