Pek güzel o, pek zeki, pek zekice güzel,
umutsuzluğa salıyor beni sevap uğruna;
sevmemeye yemin etmiş; içtiği bu and
benim ölümüm oldu, bu andı bildirmek için yaşıyorum ben.
BENVOLIO: Günaydın kuzenim.
ROMEO: Gün o kadar aydın mı?
BENVOLIO: Dokuzu yeni vurdu.
ROMEO: Kederli saatler amma da uzun geliyor insana, babam mıydı demin çabucak uzaklaşan?
BENVOLIO: Oydu. Nedir Romeo'nun saatlerini uzatan keder?
ROMEO: Onları kısaltacak şeyin bende bulunmaması.
Piyes yazarının sunduğu her karakter gelecekteki gelişiminin tohumlarını kendi içinde taşımalıdır. Piyesin sonunda cinayet işleyecek kişinin içinde canilik tohumları ya da cinayet olasılığı bulunmalıdır.
Bir Bebek Evi'nde Nora, her ne kadar seven, yumuşak başlı, uysal bir karakter olarak karşımıza çıksa da, içinde bağımsızlık ruhu, başkaldırma ve inatçılık nitelikleri de vardır -bunlar, karakterin olası (muhtemel) gelişim sürecinin göstergesidir.
Kısaca, hangi yazın türünden olursa olsun, temel bir değişim sürecinden geçmeyen karakterin kötü çizilmiş bir karakter olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Daha da ileri giderek, eğer bir karakter, içine yerleştirildiği durumdaki yaşamını değişmeden sürdürürse, o durumun da gerçek dışı olduğunu iddia edebiliriz.
Bir Bebek Evi'nde, kısaca Helmer'in deyişiyle, başlangıçta, "kuşbeyinlinin, geveze kuşun biri" olarak nitelenen Nora, piyesin sonunda olgun bir kadın olup çıkar. Piyesteki yaşamına bir çocuk olarak başlar; zamanla, başına gelen dehşet verici olayların uyarısıyla olgunluk dönemine girer. İlkin şaşırır, sonra sarsılır, daha sonra da evi bırakıp gitmek ister, sonunda da başkaldırır.