Burak

Sürekli değişim bütün varlıkların özünü oluşturur. Zaman içinde her şey kendi karşıtına dönüşür. Değişim, nesneyi harekete zorlayan bir güçtür ve bu hareket, önceki halden başka bir hale geçişi belirler. Geçmiş, şimdiki zaman olur, her ikisi birleşerek geleceği saptar. Yeni yaşam, eski yaşamdan doğar. Bu yeni yaşam, yıkıp yok ettiği karşıtı olan eski yaşamla bireşiminin sonucudur. Değişimi sonsuza dek sürdüren güç, işte bu karşıtlıkların savaşımında bulunmaktadır.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Tiyatro
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Konuşmada hareket üç evrede elde edilir. Birinci evre, önermenin ileri sürülmesidir, ki buna sav (tez) denir. İkinci evre, ilk önermeye karşıt ikinci bir önermenin bulgulanmasıdır, ki buna da karşıt sav (antitez) denir. Karşıt sav, ilk önermeyi yanlışlarından arındırarak üçüncü bir önerme oluşturur, ki buna da bireşim (sentez) denir. Bireşim, ilk önerme ile ona karşıt olan önermenin ürünüdür.. Bu üç evre (sav, karşıt sav, bireşim) bütün hareketlerin, devinimlerin yasasıdır. Hareket eden her şey, sürekli olarak kendisini olumsuzlar. Her şey hareket yoluyla, kendi karşıtına dönüşür.Şimdiki zaman, geçmiş; gelecek, şimdiki zaman olur. Hareket etmeyen hiçbir şey yoktur.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Tiyatro
Nedir diyalektik? Bu sözcük bize Yunanlardan gelmektedir; anlamı 'konuşma' ya da 'ikili konuşma'dır. Atinalı vatandaşlar konuşmayı en yüce gerçeği bulgulamaya yarayan bir sanat olarak görürler, bu nedenle de en iyi konuşmacıyı, diyalektisyeni ortaya çıkarmak için birbirleriyle yarışırlardı.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Tiyatro
Piyesinizde olup biten her şey, doğrudan doğruya, önermenizi kanıtlamak için seçtiginiz karakterlerden kaynaklanmalıdr ve karakterler de, önermeyi, zorlamasız kanıtlayabilecek güçte olmalıdır.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Tiyatro
Divelim ki "X", sevimli bir kıza tutulur... Gelgelelim, kız oralı olmaz. Bay "X" düş kırıklığına uğrar, umutsuzluğa kapılır, ağır hasta olup yataklara düşer. Nasıl olabiliyor böyle bir şey? Bir çoklarına göre aşk, ekonomiyle, materyalizmle ilgisi ve ilişkisi olmayan, hava gibi, ruh gibi bir şeydir. Aşka biraz yakından bakalım mı? Bütün öteki coşkularda olduğu gibi aşkın kaynağı da beyindedir. Bilindiği gibi beyin, hücrelerden, dokudan, kan damarlarından oluşmuştur. Bu tamamiyle fiziksel bir oluşumdur. En ufak fiziksel bir etki beyine ulaşır ve beyin bu etkiye hemen tepki gösterir. Şiddetli bir üzüntü beyini etkiler ve beyin -fiziksel beyin- bildiriyi vücuda aktarır. Ne kadar hava gibi, ruh gibi bir sey olduğu iddia edilirse edilsin, aşk, uyku ve sindirim gibi fiziksel işlevleri etkiler.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Tiyatro