Burak

FIZYOLOJİK BOYUT 1) Cinsiyet. 2) Yaş. 3) Boy ve kilo. 4) Saç, göz, cilt rengi. 5) Tavır, hareket ve duruş. 6) Görünüş: Yakışıklı, şişman, ya da zayıf, temiz, zarif, hoş, pasaklı. Baş, yüz ve dudakların yapısı. 7) Kusurlar: Biçimsel bozukluklar, doğaya aykırı yönler, doğuştan gelme özellikler. Hastalıklar. 8) Kalıtım. SOSYOLOJİK BOYUT 1) Sınıfı: İşçi, yönetici, kentsoylu. 2) Uğraş: Yapılan iş, çalışma süresi, gelir, çalışma koşulu, sendikalı ya da sendikasız oluşu, kuruma karşı tutumu, çalışmaya uygunluk. 3) Eğitimi: Okuduğu okulların sayısı ve niteliği, alınan notlar. çok sevilen, az sevilen konular, yetenekler, eğilimler. 4) Ev yaşamı: Aile içi ilişkiler kazanma gücü, öksüz/yetim, anne baba ayrılmış ya da boşanmış, anne babanın alışkanlıkları, anne-babanın zihinsel gelişim düzeyi, anne-babanınkusurları, savsaklama (ihmal), karı-kocalık durumu 5) Dinsel inanç. 6) Irk, milliyet. 7) Çevre içindeki yeri: Arkadaşları arasındaki lider olmak kulüplerde, spor etkinliklerinde önde gelmek. 8) Siyasal görüş. 9) Hoşlanılan şeyler, meraklar: Kitap, gazete, dergi okumak PSİKOLOJİK BOYUT 1) Cinsel yaşam, ahlaksal ölçütler. 2) Kişisel davranışa yön veren güçler (önermeler), tutku. 3) Umduğunu bulamama, düş kırıklıkları. 4) Mizaç: Sinirli, uysal, karamsar, iyimser. 5) Yaşama karşı tutum: Ezik, savaşkan, saldırgan. 6) Kompleksler: Saplantılar, yasaklar, boş inançlar, taşkınlık hastalıkları (mania), yılgılar (phobia). 7) İçedönük, dışadönük, ikisi ortası. 8) Beceriler: Dilde ve yetenekler. 9) Nitelikler: Düş gücü (imgelem), yargı gücü, beğeni, denge.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Tiyatro
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her nesnenin üç boyutu vardır: derinlik, yükseklik, genislik.Insanın bunlardan başka üç boyutu daha vardır: fizyolojik, sosyolojik, psikolojik. Bu üç boyutu dikkate almadan, insan varlığını tanıyamayız. Bir insanı incelemeye kalktığınızda, onun nazik, dindar, dinsiz, ahlaklı, ahlaksız olup olmadığını bilmek yetmez. Niçin öyle olduğunu veya olmadığını da bilmek zorundasınız. O insanın karakteri niçin boyuna değişiyor ve neden o istemese de değişmek zorundadır?
Sayfa 42·Kitabı okudu
Tiyatro
Piyesimi yazarken çevremde kimse olmamalı; eğer yazdığım piyeste sekiz kişi (karakter) bulunmaktaysa, yeterince kalabalık bir topluluğa sahibim demektir. Bu topluluk beni uğraştırır; onlanı tanımayı öğrenmeliyim. Gelgelelim, bu, yavaş gelişen, yorucu bir sürectir. Ben piyeslerimi genellikle üçe ayırırım, hepsi de birbirlerinden belirgin bir biçimde başkalık gösterirler. Bu sınıflamayı yazma işlemi yönünden değil de, özellikler yönünden yaparım. Piyesimi yazmaya oturduğumda, kendimi, karakterlerimle birlikte bir tren yolculuğuna çıkmış gibi hissederim. İlk tanışmada birbirimize biraz yakınlaşır ve havadan sudan söz ederiz. İkinci kez yazmaya oturuşumda, her şeyi daha açık seçik görürüm ve sanki bir ayımı bir sahilde bu insanlarla birlikte geçirmişçesine tanırım onları. Bu beraberlik süresinde, hepsinin belli başlı özellikleriyle ufak tefek niteliklerini saptamış olurum.
Sayfa 41 - Henrik İbsen·Kitabı okudu
Tiyatro
Ne önerme, ne de piyesin herhangi bir kesimi kendi başına buyruk bir yaşam hakkına sahip değildir. Sanat yapıtında her şey uyumlu bir bütünlük içinde yerini almalıdır.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Edebiyat
Önerme bir kavramdır, bir piyesin başlangıcıdır, hareket noktasıdır. Önerme bir tohumdur; bu tohumdan ağaç ya da bitki üreyip gelişir. Önerme, yaralı bir başparmak gibi göze çarpmamalı, çatışmayı mekanik hale getirip karakterleri kuklaya dönüştürmemelidir. İyi kurgulu bir öyküde önermenin nerede olduğunu, öykünün yada karakterin nerede harekete geçtiğini kestirmek olanaksızdır.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Tiyatro