“Peygamber Efendimiz ‘Benim sünnetimi terk eden, şefaatime nail olamaz ve bir de cemaat rahmettir’ buyurmuştur. Ben bu iki devlete vasıl olmak istediğimden Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat mezhebine sâlikim.”
Allahü Teâlâ her yüzyılın başında Muhammed aleyhisselam dinine revaç verici ve yenileyici bir kişi çıkarıyordu. Bu sekiz yüzüncü yılda Emir Sahipkıran İslam dinine revaç verdi. Bundan dolayı bu yüzyılın din yenileyicisi bu kişidir.
Tüzükât (Mir Seyyid Şerif)
Emir Timur'un bir diğer önemli lakabı da dünyaya hükmeden manasına gelen Sahipkıran'dır. Gökyüzündeki iki gezegen Satürn (Zuhal) ve Jüpiter (Müşteri)'in birbirlerine en yakınlaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu unvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bugün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir, İskender-i Zulkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber Efendimiz ve Emir Timur.
Hatta en sevdiği antrenmanlardan birisinin üç tane atı yan yana koşturup birinciden ikincisine, ikincisinden üçüncüsüne geçip geri dönmesiydi denilmektedir.
Günümuz Fransız tarihçilerinden Lyusen Keren ise Emir Timur Saltanatı kitabında bu konuya farklı bir değerlendirme ile yaklaşmaktadır. Keren'e göre Muhammed Taragay'ın, oğluna, Türk
ülkelerinde çok kullanılan bir ismi, "Timur" adını vermesi Türk olduklarının net bir göstergesiydi. Keren, Ankara Muharebesini anlatırken de Asyalı Türkler ile Avrupalı Türklerin yahut Doğu Türkleri ile Batı Türklerinin savaşı tabirini kullanarak Osmanlıların yanı sıra Timurluların da Türk olduğunu net bir biçimde belirtmiştir.