Burak Yıldız

Enver ile birlikte dağa çıkarak Meşrutiyet kahramanı olan Resneli Niyazi, kısa bir zaman önce Istanbul'a gitmek niyetiyle Avlonya limanın geldiğinde öldürülmüştü. Hakkında, "Ne şehittir ne gazi, b.. yoluna gitti Niyazi" tabiri çıkmışsa da Aubrey yakından tanıdığı Niyazi'nin ölümünden pek hoşlanmamıştı. Niyazi'yi vuran adamın, İsa'nın oğlu olduğu söyleniyordu. Bu yüzden hayvanat bahçesine giderken yolda ellerinde 'Niyazi nin katili İsa Boletinî'nin oğludur' yazan pankartlar taşıyan bir grup protestocuya rastladılar. Aubrey bunun doğru olup olmadığını sorunca İsa, büyük ihtimalle doğru olduğunu, oğlu ile Niyazinin aralarının bozuk olduğunu ve her ikisinin de birbirlerini öldürmeye çalıştıklarını anlattı.
Sayfa 249 - IQ·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Enver'le birlikte Bab-ı Âli'yi basan Talat'ın yanına gitti. İttihatçılar Balkan Harbindeki mağlubiyeti bahane ederek darbe yapmışlardı. Kısa zamanda savaşı sona erdiremezlerse veya bir zafer kazanamazlarsa çok zor durumda kalacaklardı. Aubrey ona, Türkiye eğer Yunan adalarını verirse Avrupa nın barışı garantileyeceğini söyledi. Sonra beraber gidip Mahmut Şevket Paşa'yı gördüler. Sultan Abdülhamit'i indiren Hürriyet Ordusunun kumandanı Mahmut Şevket, darbeden sonra Sadrazam yapılmıştı. Paşa, Aubrey'e hayrandı. Bir keresinde birkaç İngiliz, Paşa'ya Batı Avrupa da doğru dürüst devlet adamı kalmadığından şikayet edince Mahmut Şevket araya girmiş; "Herbert Efendiye sahip değil misiniz?" demişti.
Sayfa 244 - IQ·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Mütareke müddeti bitince Şubat ayında Türkiye ve Bulgaristan arasında harp yeniden alevlendi. 1909'da Hürriyet Ordusuna katıldığı için, İttîhatçıların Sultan Abdülhamid'in en sevdiği atını alıp hediye ettiği ve Enver'in yakından inceleyerek hayran olduğu eşkıya Sandanski ve diğer Bulgar komiteciler, Balkanlarda Türk kadınlarının ırzına geçtiler ve bütün Müslüman köylülerini kılıçtan geçirdiler.
Sayfa 243 - IQ·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Gündüzleri, en çok da öğleleri, çocuk dal budak salmış şıralcınlar arasına girmeyi pek severdi. Şıralcınlar çiçeksiz, boylu çalılardı; sonra çok da güzel kokarlardı. Hep başka bitkilerden uzakta, küme küme, adalar halinde biterlerdi. Çocuğun yakın dostuydular. Birisine küsüp de içinden ağlamak geldiği zamanlar, kimseler görmesin diye gider şıralcınların arasına gizlenirdi. Ne de güzel kokardı şıralcın yaprakları! Çam ormanmda sanırdı kendini. Orada içi ısınır, tüm acıları dinerdi. Dalları göğü örtmezdi şıralcınların. Çocuk önce gözyaşlarından hiçbir şey göremezken, sonra tepesindeki bulutları seyre koyulurdu. Nelere nelere benzetmezdi ki bulutları! Bulutlar, çocuğun canının sıkıldığı zamanlarda uzaklara, çok uzaklara kaçmak istediğini bilir, geri dönmek istemediğim, ağlasalar sızlasalar da kimsenin eline geçmek istemediğini anlarlardı. Ama kaçıp gitmesini istemezlerdi onun. Orada kalsin, kendilerim sessizce seyretsin diye biçimden biçime girerlerdi. insan bulutlara baktıkça onları istediği biçime sokar, değişen şekillerden istediği şeyi düşünebilirdi. Yeter ki insan neyi görmek istediğini bilsin!
Sayfa 9 - Nora Kitap
Roman
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Hocam Allahü teâlâ sizden razı olsun. Vallahi mest oldum. Bu eser okullarda okutulmalı ve vasiyet edilmeli gelecek nesillere. Allah için en içten ve samimi dileklerimdir bunlar. Allah sizi dostları ve ömrü cihad ile geçen büyük cihangirler ile haşreylesin
Tarih
Otağ 2 - Emir TimurAhmet Şimşirgil · Timaş Yayınları · 2017386 okunma