Sanırım uzun zamandır okuduğum en cesur metindi. Yenilenme, bir queer romanı. Cesur diyorum fakat bunu yalnızca içerdiği cinsel sahneler nedeniyle söylemiyorum; insanın en mahrem düşüncelerini, arzularını, korkularını ve utançlarını böylesine filtresiz bir şekilde ortaya koyabilmesi asıl cesaretini oluşturuyor. Greenwell okuru rahat ettirmeye çalışan bir yazar değil. Tam tersine, onu zaman zaman rahatsız eden, sorgulamaya zorlayan ve karakterinin zihninin en karanlık köşelerine kadar götüren bir anlatı kuruyor.
Kitaba başlamadan önce Garth Greenwell’in önceki romanı “Sana Ait Bir Şey”i okumadığım için bu durumun okuma deneyimimi olumsuz etkileyeceğini düşünmüştüm çünkü iki kitap arasında bağlantılar olduğu söyleniyor. Ancak Yenilenme, tek başına da rahatlıkla okunabilecek bir eser. Evet, bazı geçmiş olayların gölgesi hissediliyor ama Greenwell karakterinin bugünkü hâline odaklandığı için hikâyeyi takip etmekte hiçbir zorluk yaşamadım. Hatta romanın parçalı yapısı nedeniyle anlatıcının geçmişini bilmemek, karakteri adım adım tanımama da katkı sağladı.
Romanın merkezinde Sofya’da yaşayan Amerikalı bir öğretmen bulunuyor. İsmi verilmeyen bu anlatıcı aracılığıyla aşkı, arzuyu, yalnızlığı, aidiyet duygusunu ve yabancılaşmayı izliyoruz.
Yazar, bir queer roman olarak zaten toplumsal olarak hâlâ çeşitli önyargılarla karşılaşan bir deneyimi merkeze alıyor ama Greenwell’in cesareti yalnızca bundan ibaret değil. Asıl cesur olan, karakterinin arzularını, çelişkilerini, utançlarını ve zaaflarını saklamadan ortaya koyabilmesi. Bence en belirgin tema utançtı. Anlatıcının yaşadığı pek çok deneyimin altında, toplum tarafından öğretilmiş ya da zamanla içselleştirilmiş bir utanç duygusu hissediliyor. Ancak Greenwell bu duyguyu yargılamıyor. Aksine, onun kökenine inmeye çalışıyor.