Dedem Korkut geldi, boy boyladı soy soyladı. Bu boy, Deli Dumrul’un olsun, benden sonra alp ozanlar söylesin, alnı açık cömert erenler dinlesin, dedi.
Yom vereyim, hânım: Yerli karadağların yıkılmasın! Gölgelice kaba ağacın kesilmesin! Kan gibi akan görklü suyun kurumasın! Ulu Tanrı seni namerde muhtaç etmesin! Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun! Derlesin, toplasın, günahınızı adı Görklü Muhammed’e bağışlasın!
Hânım hey! Meğer hânım, Oğuzda Duha Kocaoğlu Deli Dumrul derlerdi, bir er vardı. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı, geçenden otuz üç akça alırdı, geçmeyenden döğe döğe kırk akça alırdı.
Dedem Korkut geldi, kopuz çaldı, şadılık eyledi. Boy boyladı, soy soyladı. Gazi erenlerin başına ne geldiğini söyledi. Bu Oğuzname Beyrek’in olsun, dedi. Ne dedi?:
Hani öğdüğüm bey erenler?
Dünya benim diyenler?
Ecel aldı, yer gizledi,
Fani dünya kime kaldı?
Gelimli, gidimli dünya,
Sonucu ölümlü dünya!
Yom vereyim hânım: Yerli karadağların yıkılmasın! Gölgelice kaba ağacın kesilmesin! Ak sakallı baban yeri uçmak olsun! Ak pürçekli anan yeri cennet olsun! Oğul ile kardaştan ayırmasın! Son vaktinde arı imandan, Kur’an’dan ayırmasın! Amin diyenler, Tanrının yüzünü görsün! Derlesin toplasın, günahlarınızı adı görklü Muhammed Mustafa yüzü suyuna bağışlasın!