o ateştendi
bense buzdan.
haddinden fazla yaklaştım,
onun alevlerine.
korlarıyla
eritti beni,
yerde küçük bir su birikintisine
çevirdi.
zaman içinde
tekrar katılaştım
ama hiçbir zaman
aynı buz olamadım.
sulu ve gevrek bir taklidine dönüştüm sadece,
bir zamanlarki halimin.
- ateş korkumu seninle nasıl yendim?
bir süre
bana öyle geldi ki
yıldızların ışığı
yağıyordu
üzerimize
halbuki
fark etmemiştim
aslında bizmişiz
kayan yıldızlar.
- yıldızlar asla bizden yana olmadı.
yeşil
gözlü
ejderham
çekip
gittiğinde
elimde bir
bıçakla
güzelim
upuzun
saçlarımı
kökünden
kestim.
böylece
bende
sevdiği
tek şeyi
ondan
geri
aldım.
- başlamadan bitti.
prenses
kulenin en tepesindeki odaya
kendini kilitledi
ve
zırhı pırıl pırıl parlayan
bir şövalyenin
gelip onu kurtarmasını bekledi.
- kendi kendimin şövalyesi olabileceğimin farkında değildim.
belki derimde
-pek fazla_
yara bere bırakmamış
olabilirsin
ama ruhumun her yerinde
böğürtlen renginde
devasa çürükler
bıraktın.
- nasıl biri olurdum hâlâ merak ederim.