My eyes can't see now, my ears can't hear, I known only "me" but my burden was heavy. All earths be mine, i feel missing still; Only me walked with me, only me. I told that only "me"! I went to the road but road throw to me outside. I wanted to everything which has money, I looked for someting to be relax. I woke up after that nightmire. I asked me by myself: "Who are you?" A voice called me from my inside; "You're a human who created bu God." You don't need anything what can buy money. You need only know you.
English
Önemli Kuran Bilgileri 1- Üç sure secde ile bitiyor...( A'râf .. Necm .. Alak.) 2- Üç sure isimleriyle bitiyor .. ( Mâûn .. Tekvir .. Nâs.) 3- Dört sure, tüm âyetleri râ harfiyle bitiyor ..( Kamer .. Kadir.. Asr .. Kevser.) 4- Tüm âyetleri lâm harfiyle biten bir sure .. ( Fîl Suresi .) 5- Tüm âyetleri sîn harfiyle biten bir sure .. ( Nâs Suresi .) 6- Tüm âyetleri dâl harfiyle biten bir sure ..( İhlâs Suresi ). 7- Geçmiş zaman fiiliyle biten iki sure .. (Tâhâ .. Felak .) 8- İsmi geçmiş zaman fiili olan iki sure .. (Fussilet .. Abese .) 9- Hamd ile biten iki sure..( Zümer .. Sâffât .) 10- Tesbih ile biten iki sure..( Vâkıa .. Hâkka.) 11- Ardışık dokuz âyet "kâl" ile başlayan..( Şuarâ Suresi'nin 23. âyetinden 31. âyetine kadar .) 12- Ardışık beş âyet "kâlû" ile başlayan..( Yûsuf Suresi'nin 71. âyetinden 75. âyetine kadar) . 13- Ardışık üç âyet, resûlün sözüyle bitiyor .. (İsrâ Suresi'nin 93. âyetinden 95. âyetine kadar.) 14- Ardışık dört âyet "yâ eyyuhe" ile başlayan..( Tahrim Suresi'nin 6. âyetinden 9. âyetine kadar.) 15- Üç rükû "yâ eyyuhe" ile başlayan ... (Mâide Suresi: Yâ eyyuhe'r-resûl lâ yehzuneke .. Yâ eyyuhe'llezîne âmenû lâ tettehizû'l-yehûde ve'n-nasârâ evliyâe .. Yâ eyyuhe'r-resûl bellığ mâ ünzile ileyke min rabbike.) 16- "Küfr" kelimesini altı kez toplayan bir âyet .. ( O, sizi yeryüzünde halifeler kılanıdır. Âyet) Fâtır 39.) 17- Dâl harfiyle başlayan üç âyet ...( Derecatun minhu ve mağfiretun ve rahmet.. Nisâ 96.. Du'âhum fîhâ subhâneke'llâhum.. Yûnus 10.. Duhûrun ve lehum azâbun vâsi'b .. Sâffât 9.) 18- Zâ harfiyle başlayan tek bir âyet ..( Berda zâhera'l-fesâdü fî'l-berri ve'l-bahri .. Rûm 41.) 19- Şîn harfiyle başlayan dört âyet( ..Şehr .. Şehid .. Şâkir .. Şer'a .) 20- Şîn harfiyle biten iki âyet ..( Ve tekûnü'l-cibâlu kel-'ihnü'l-menfûş .. Leylâf
Din
Reklam
KİBİR VE IRKÇILIK 1
İblis cennetten Allah’ı inkar ettiği için kovulmaz; kibrinden kovulur. Ve bu kibrini, tarih boyunca insan biçiminde yeniden sahneler, bitmeden yorulmadan… Allah, Hz. Âdem’i yaratır ve meleklere secde etmelerini emreder; bütün melekler secde eder, yalnızca İblis etmez. Gerekçesi nettir: “Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan.” (A’raf, 12). Gazâlî için kibir, insanın en tehlikeli ahlâkî bozukluğudur; çünkü hem Allah’a hem de diğer insanlara karşı kurulmuş eş zamanlı bir isyandır. Bu çerçeveden bakıldığında, İblis’in secde etmeyi reddi yalnızca bir itaatsizlik değil, bir sınıflandırma eylemidir: “Ben üstündeyim, o aşağıdadır.” Bu cümle; sömürgecilik belgelerinde, ırk yasalarında, etnik kıyım fermanlarında ve bugünün duvar inşaatı söylemlerinde de — farklı dillerle ama aynı mantıkla — karşımıza çıkar. Irkçılık, insanlık tarihine yayılan kadim ve çok biçimli bir hastalıktır; modern bilim bu hastalığın yalnızca mağdurları değil, taşıyıcıları da psikolojik olarak zehirlediğini göstermektedir. Hastalığın kökü kibirdedir, yakıtı yalnızlık ve sosyal çözülmedir, yaydığı zemin ise her çağda yeniden biçimlenen “öteki” imgesidir.  Tarihe hastalık metaforuyla bakıldığında ilk dikkat çeken şey şu olacaktır: Irkçılık hiçbir zaman aynı yüzle gelmemiş. Virüsler gibi mutasyona uğramış, her çağın beden sıvısına uyum sağlamış. Kimi zaman tanrısal bir hiyerarşi diliyle konuşmuş, kimi zaman bilimin kavramlarına büründürülmüş, kimi zaman da demografik kaygı ya da güvenlik tehdidi retoriğiyle sunulmuş. Değişmeyen tek şey, özündeki mantık: Bazı insanların diğerlerinden doğaları gereği farklı, aşağı ya da tehlikeli olduğu iddiası. Bu iddianın şekli değişmiş belki ama işlevi hiç değişmemiş. Antik dünyada ötekileştirme, ırk kategorisi üzerinden değil, medeniyet ve
Tarih-Araştırma
-most purpose is burden, not glory. +how did you live with that? -scar tissue.
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/02/zerone-... BU MAKALE NEDEN OKUNMALIDIR? * Form Bağımlılığını Kırmak İçin: Modern zihin, nesneler ve kavramlar (formlar) olmadan düşünemez hale gelmiştir. Bu makale, formların azaldığı "Bootes" arayüzünü kullanarak zihni bu hapsolmuşluktan çıkarır. * Zihinsel Yükü Hafifletmek İçin: Bilinci "üreten bir merkez" sanmak büyük bir strestir. Bilincin bir "Anten" olduğunu anlamak, kişiyi sahte yaratıcılık kompleksinden kurtarıp "hizalanma" huzuruna taşır. * Gerçek Tevazuya (Edep) Ulaşmak İçin: "Özel Olmama Yasası", egonun sahte zirvelerini yıkar. Tesla gibi dehaların bile sadece "iyi ayarlanmış birer anten" olduğunu görmek, okuyucuya kendi potansiyelini arındırma disiplini kazandırır. * Zemin ile Bağ Kurmak İçin: Kaos ve gürültü çağında, değişmeyen tek gerçeklik olan "Maddesel Zemin"e nasıl çıpalanacağınızı gösterir. * İdrak Sınırını Keşfetmek İçin: Bilginin sonu yoktur ama idrakin bir sınırı (Edep) vardır. Bu sınırda susmayı öğrenmek, hakikatle kurulabilecek en üst düzey ilişkidir. WHY SHOULD THIS ARTICLE BE READ? * To Break Form Dependency: The modern mind has become unable to think without objects and concepts (forms). This article uses the "Bootes" interface, where forms diminish, to liberate the mind from this entrapment. * To Alleviate Mental Burden: Thinking of consciousness as a "generating center" is a great stress. Understanding that consciousness is an "Antenna" frees the individual from the complex of false creativity and brings the peace of "alignment." * To Reach True Humility (Adab): The "Law of Non-Specialness" destroys the false peaks of the ego. Seeing that even geniuses like Tesla were merely "well-tuned
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/01/eksensi... Neden Okunmalı? (Why Read This?) Türkçe Bu metin okunmalıdır çünkü: Bir şey öğretmez, ama okuru kendi aklıyla baş başa bırakır. Hakikat hakkında konuşur, fakat hakikati nesneleştirmez. İnanç üretmez; sorumluluk hatırlatır. Kurtarıcı, gelecek ya da dış bir çözüm vaadi sunmaz. Okuru ikna etmeye değil, yüzleşmeye çağırır. Bu metin, hazır cevaplar arayanlar için değildir. Kavramlara tutunmak isteyenler için değildir. Rahatlatmak, yönlendirmek ya da güven vermek için yazılmamıştır. Bu metin; gören ama kaçan, bilen ama erteleyen, duyan ama yük almayan insanın önüne sessizce bir ayna koyar.
Reklam
Reklam