“Hayır,” dedim öfkeyle. “Sakin olmayacağım. Hem siz neden buradasınız?”
Augustus’un tırnakları kalçama gömüldü. Kharon tüm dişleriyle gülümsedi.
“Asıl soru şu: Nişanlımız neden lanet olası bir kutunun içinde yaşıyor? Bunu sonra konuşacağız. Ama bir daha bizden kaçarsan seni yatağımıza zincirleyeceğiz. Sonsuza dek.”
İki kırık parmağımı kaldırıp ona orta parmağımı gösterdim.
“Bu kısmı da sonra konuşuruz,” dedi Kharon, ahlaksızca sırıtarak.
Kibrine burun kıvırdım.
Patro’nun dudakları inceldi, Akhilleus’un gözleri öfkeyle parladı. Mentorlarım bir anda Kharon’a, onu öldürmek istiyormuş gibi bakmaya başlamıştı.
Neden bu kadar öfkeliler?
Sayfa 427 - Ağağağağa bu üçlüye bitiyorummm·Kitabı okudu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bunlar bireysellikten vazgeçmiş gençlerdi, mesele buydu; kişisel karar alma yetisini de, sorumluluğu da bir yana bırakmışlardı, bu da kendini yüzlerce şekilde belli ediyordu; onlarla karşılaşan insanın (ki bu karşılaşma her seferinde ani, derin bir kaygı uyandırırdı) duyduğu içgüdüsel tepkiyi kastetmiyorum, çünkü iş bir yüzleşmeye, hesaplaşmaya vardığında, kitlesel bir eylemle burun buruna geliyordunuz. Yalnız kalmaya uzun süre dayanamıyorlardı; “kitle” onların yuvası, tanınma, onaylanma mercileriydi. Bir parkta ya da metruk bir arazide bir araya gelen köpekler gibiydiler.
Eğer zaman öldürmek bir iş olsaydı Kedi İnsanların işlerini çok iyi yaptıkları söylenebilirdi. Bir başka deyişle, o ve ben birlikte ne kadar zaman öldürdük bilmiyorum, el işaretleri yapmak, baş sallamak, dudakları büzmek, burun çekmek dâhil vücudumuzdaki her bir kası çalıştıracak hareketler yapmıştık.