Minik başlangıç notu: Uzun zamandır kitap okuma onu yorumlamak gibi konulardan uzağım, genel olarak basit cümleler kullandıysam ve başarısız olduysam affedin zamana bırakıyorum ve bu konuda gelişeceğime inanıyorum (düşüncelerimi daha iyi dile getirmek hakkında gelişeceğime).
Genel olarak kitaba bakacak olursam:
İlk başlarda içine çekmeyi başarsa da sonlara doğru kitap basitleşmeye başladı gibi hissettim ve bir an önce bitsin diye düşünmeye başladım. Bu kitabın çoğu yerde fazlaca abartılma sebebini ise tam olarak anlayamadım/anlam veremedim.
Kitap anlaşılması kolay bir dilde yazılmış yani anlatmak istediği şeyi veriyor, ilk başlarda olaylar akıcı ve güzel ilerlerken kitabın ortalarına doğru o akıcılığını yitiriyor.
Karakterler ve düşüncelerinden bahsedecek olursam:
Lord Henry ve Dorian'ın ilk tanışmalarından itibaren Dorian Lord Henry'nin düşüncelerini benimsemeye başlıyor. Henry, Dorian’ı yavaşça kendisinin bir egosu durumuna koyuyor ve kendi fikirlerini Dorian’ın düşüncelerine kazıyarak onun yeni bir kişiliğini oluşturuyor. Heny'nin düşünceleri ise bence çoğu zaman korkunç ve anlaşılması da yorucu. (Hangi ucundan bakarsam bakayım düşüncelerine bazen hak verecek gibi olsam da çok sinir bozucu düşünceleri devreye giriyor.) Ama her ne kadar sevmemiş olsam da bence Lord Henry de empoze ettiği düşünceleri yüzünden Dorian'ın bu kadar kötü birisine dönüşeceğini hayal edemiyor veya bunu hedeflemiyordu.
Dorian; benimsediği düşünceler ve güzellik uğruna sattığı ruhunun vermiş olduğu rahatlık ile kendisine ve çevresine zarar vermeye başladı.
Basil ise en başında Dorian'ı Lord Henry'den uzak tutmaya çalışıyor çünkü ona göre Lord Henry kötü düşüncelere sahip ve eğer Dorian da bu düşünceler sahip olursa Basil'a göre Dorian'ın mükemmel olan yüzüne yansayacak.
(“Günah kendini