Yerin altı, yerin altı! Toprağın güvenli yumuşak rahmi, iş bulmanın, işten atılmanın söz konusu olmadığı, seni durmadan rahatsız etmediği, umudun, korkunun,
hırsın, onurun, yükümlülüklerin bulunmadığı, alacaklıların kapına gelmediği yere batmak. İşte orada olmak istiyordu.
Çevresinde gördüğü tipler, özellikle de kendisinden yaşlılar, ona müthiş bir çaresizlik duygusu veriyordu. Para tanrısına tapmak buydu işte! Ruhunu bir villayla bir aspidistra karşılığında satmak uğruna hayatını kur, işinde başarılı ol! Altı on beşte bir tabak yemek ve armut kompostosundan oluşan akşam yemeği yiyip yarım saat BBC Senfoni Konseri'ni izleyen, sonra da karısı "havasındaysa"
yasal bir cinsel ilişkide bulunan melon şapkalı tipik bir "küçük adam"a dönmek! Kadere bak! Hayır, yaşamak istiyorsan bu böyle olmaz.
Bir akşam daha boşa geçmişti. Saatler, günler, yıllar kayıp gidiyordu. Her gece aynı şey. Yalnız oda, kadınsız yatak; toz, sigara külü, zambak yaprakları.