Sokakların senden öncesi sessiz film,
senden sonrası altyazısız.
Bir kafede kupanın izine alnımı dayadım
buhar, yüzümde bir harita çizdi
sınırlarını dudaklarımla aştım,
vizeyi gözlerin verdi.
Bavulumu toplayamıyorum;
bir gömlek “gel” diyor,
bir mektup “gitme.”
Çorap çekmecesinde saklı bir peron var;
her çift, başka bir şehrin yürümediğim yolu.
“Kal” dersen,
pencerene asarım günlerimi,
çamaşır ipinde kurusun hevesim.
“Git” dersen,
rüzgarın etiketini yırtar,
adını sırtıma astım diye utanmam.
Gece, karar vermeyenlerin mabedi.
Dua ettim:
“Ya beni götür, ya benden beni al.”
Cevap gelmedi
yalnızca uzaktan bir tren
ve içimde kapı sesi
Sonra anladım:
mutluluk, varışta değil;
kalkış anındaki sarsıntıda saklı.