Çok sevdim kitabı.
Sayfa sayısı az ama etkisi bir hayli çok olan bir kitaptı.
Hikaye akışı çok güzeldi. İnsan hiç sıkılmadan Bayan Ming'in neler söyleyeceğini merak ederek okuyor her sayfayı. Felsefi bir kitap ancak dili ağır değil. Çok basit, anlaşılır.
Kitap, iş gezisi için Çin’de bulunan bir iş insanının, bir otelin tuvaletinde görevli olan Bayan Ming ile tanışmasıyla başlar. Bayan Ming, Çin’in katı nüfus politikasına rağmen, iş insanı olan ana karakterimize on çocuğu olduğunu söyler. Ana karakterimiz bu duruma inanamaz fakat yine de Bayan Ming'in hikayesinin ilgi çekiciliğinden dolayı bu duruma ayak uydurur. Ve tek tek çocuklarının hikayeleri hakkında Bayan Ming ile sohbetler eder. Her bir çocuğun karakteri, yeteneği ve hayat hikâyesi o kadar detaylıdır ki; anlatılanlar hem hayranlık uyandırıcı hem de bir yandan imkansız görünür. İş adamı bu hikâyeleri sorgulasa da, zaman geçtikçe Bayan Ming’in sözlerinin doğruluğundan çok anlamına odaklanmaya başlar. Ve bu sohbetlerin ona iyi geldiğini fark eder. Çünkü bu hikâyelerde, gerçek olup olmamasından bağımsız olarak, insanın ihtiyaç duyduğu şeyler vardır. Her bir hikaye bambaşka bir duyguya dokunur. Kitapta cidden şaşırtıcı birkaç şey daha vardı bu arada, söylemeden geçemeyeceğim. Onu da okuyarak kendiniz öğrenin derim.
Okudukça insanın merak duygusu bir hayli çoğalıyor valla, kitaptaki iş adamı gibi her dakika Bayan Ming'in yanına gidebilirdim ben de, hem o güzel tavsiyeler için hem de her çocuğunun neler yaşadığını öğrenmek için...