Önümde uzaklaştıkça genişleyen bir Boğaz var. Her iki tarafında gölgelik olan zeytin ve badem ağaçları, sonra bir ayna gibi parlayan Boğaz… Şimdi öyle sakin ve hoş ki… İnsan, bu saf ve berrak sulara baktıkça 18 Mart muhabere-i feciasının buralarda olduğuna, bu deniz yüzeyinin bütün insan kanıyla kaplandığına, sonra o doymak bilmez derinliklerine binlerce insanı aldığına inanmak mümkün değil inanmaz. Ah! Şu fani dünya ne kadar acayip.
Karnım acıkmıştı. Yüzbaşıdan izin alarak bir arkadaşla çarşıya indim. Ne müthiş! O güzel sevimli Çanakkale şimdi bir harabe gibiydi. Düşman birçok yerleri yakmış, yıkmış. Yıkılmayanlar da boş ve kapalı. Birkaç dükkân açıktı.