buse

Hristiyanlık öğretisinin gücünün temelinde, İsa’nın bir insanın yaşayabileceği en büyük acıyı çekerek ölmesi vardır. İsa ölüm biçimiyle, hastalık ve derin üzüntü nedeniyle acı çeken insanlara yalnız olmadıklarını kanıtlar- onlara acı çekmekten olmasa bile, o kadar insan arasından seçilerek korkunç bir cezaya çarptırıldıklarını düşünüp kapıldıkları mağlubiyet duygusundan kurtarır.
Sayfa 214
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Seküler dünyamız, bizi kendi yerimizde kibarca tutmayı başaran türdeki ritüellerden yoksundur. Zihnimize şu düşünceyi bize hiç fark ettirmeden yerleştirir: içinde bulunduğumuz şu an tarihin en büyük anıdır ve hayattaki her şeyin ölçüsü insanların elde ettiği başarılardır- sonunda kendimizi dipsiz bir endişe ve kıskançlık girdabında buluruz.
Tanri kavramini reddeden bir toplumda yasamanin en belirgin tehlikelerinden biri sudur: Bu tur bir toplum bireylerine olagan sinirlarin otesinin de var oldugunu sık sık animsatmaz ve bu eksiklik yuzunden bireyler hayal kirikligi yasayip kendilerini mahvettikleri donemde ne yapaklarini bilemezler. Tanri öldüğünde insanlar -kendilerine cok fazla zarar vererek- kaderlerini kendilerinin belirlediklerini dusunurler, doga kurallarina karsi gelirler, topragin ritmini unuturlar, ölümü yadsirlaer, denetim altina alamadiklari seylere onem vermez, onlarin degerlerini anlamaya calismazlar; butun bu yanlis davranis bicimlerini gercekligin sivri koselerine sertce carpana kadar surdururler.
Sayfa 191
En önemli sorunların çözümü yoktur, ancak onları yaşayıp acı çekmek için tüm insanlar arasından seçildiğimiz varsayımından kurtulmak bize iyi gelecektir.
Sayfa 186
Romanlar ve tarih anlatilari, ahlak bicimlerini cok basarili bir sekilde verip, genel bir egitim sunabilirler. Guzel tablar , nasil mutlu olacagimiz konusunda bize onerilerde bulunabilirler. Felsefe endiselerimize tesello olabilir. Dinin verdigi etik degerlerin esdegerleri, seckin kultur yapitlarinda da bulunur. O zaman neden dinin yerine kultur koyma, inananlarin inanc sistemlerinden aldiklari derslere uygun yasamalari gibi, inanmayanlarin da edebiyat ve sanata uygun yasamasi bu kadar tuhaf geliyor? Neden ateistler kultur yapitlarina dindarlarin kutsal metinlere basvurduklari rahatlik ve ciddiyetle basvuramiyorlar?