Bu eski,çatlak,titrek,yıpranmış bir şekilde kurulmuş bakımsız eşyaların durumlarının hikayenin havasını iyice ağırlaştıracağını ve okuyucuları sıkacağını biliyoruz. Ama bunları tek tek anlatmak gerekir. Ama coşkulu, sabırsız okurlar kızsa bile ayrıntıları, buranın şiirsiz yoksulluğunu içine kapanık, dış dünyadan uzak yıllanmış yoksulluğunu anlatmak zorundayız.
Ölümle cezalandırılan Sokrates'i tutulduğu yerden kaçırmayı planlayan Kriton ve Sokrates arasında geçen bir diyalog şöyledir:
SOKRATES - Şimdi ölüme gidersen haksızlığa
uğramış olarak gideceksin: fakat bu haksızlığı biz yasalar değil, insanlar yapmış olacak; oysa
böyle utanç verici bir şekilde, haksızlığa karşı haksızlık, kötülüğe karşı kötülük yaparak,
bizimle üzerinde uzlaştığın sözleşme ve anlaşmaları bozarak, en az kötülük etmen gereken
kendine, dostlarına, vatanına ve bize kötülük ederek buradan çıkıp gidersen yaşadığın
sürece biz sana kızacağız; öteki dünyada ise, elinden geldiğince bizi bozmaya kalkıştığını
bildikleri için, kardeşlerimiz olan Hades yasaları seni bağışlamayacaklar. Sen bizi dinle,
sakın Kriton’a kanma!”
Işte sevgili dostum Kriton, iyi bil ki, bunları tıpkı Korybant’larmisali kendinden geçenlerin flavta seslerini duydukları gibi duyuyorum, bu sözler kulaklarımda yankılar uyandırıyor
ve başka sözleri işitemez hale getiriyor. Yine şunu iyi bil ki, şimdi bana içimde
duyduklarımın tersine ne söyleyecek olsan boşuna söylemiş olursun. Bununla birlikte yine
de başaracağını umuyorsan, söyle.
KRITON - Söyleyecek bir sözüm yok Sokrates.
SOKRATES - Öyleyse vazgeç Kriton; biz gene öyle hareket edelim, tanrı da öyle istiyor.
Sokrates:
-Demek ki dostum, çoğunluk bizim için ne diyor diye o kadar kaygılanmamalıyız;
ancak doğruluk ve eğrilikten anlayan bir tek kişinin ve o bir tek kişinin sözlerinde ifadesini
bulan gerçeğin diyeceklerine önem vermeliyiz. Demek ki, çoğunluğun doğru, güzel, iyi ve
bunların karşıtlarıyla ilgili kanısına önem vermeliyiz derken pek doğru bir şey demiyorsun.
Ölümden korkmak, ey Atinalılar, akıllıymış gibi yapmanın dik âlâsıdır; bilmediğini biliyormuş gibi görünmektir. Hiç kimse, ölümün kişiyi bekleyen en büyük iyilik olmadığını bilmediği halde, herkes ölüm başına gelebilecek en büyük kötülükmüş gibi korkar ondan.
Kişinin bilmediği şeyi biliyormuş gibi yapması, cehaletlerin en bayağısı değil de nedir?