"Melody seçme şansın olsaydı konuşabilmeyi mi isterdin yoksa yürüyebilmeyi mi?"
Konuşmak. Tahtamda işaret ettim. Kelimenin üzerine tekrar tekrar vurdum. Konuşmak. Konuşmak. Konuşmak...
Söyleyecek öyle çok şeyim vardı ki...
(...)Annem devam ediyordu, "O kadar da akıllı değilsiniz beyefendi, sadece şanslısınız! Sorunsuz yetilere sahip olan bizler, sadece bağışlanmış kişileriz. Melody birçok şeyi anlayabiliyor, iletişim kurabiliyor ve bunu kendisi için hiçbir şeyin doğru düzgün işlemediği bir dünyada yapıyor. Gerçekten dâhi olan o!"
Herkes kendini ifade etmek için kelimeleri kullanıyordu. Ben hariç. Ve eminim ki tüm bu insanlar kelimelerin gücünün farkında değildi. Oysa ben farkındaydım.
Düşüncelerin kelimelere ihtiyacı vardır. Kelimelerin de sese.
Yıkandığı zaman annemin saçının kokusunu seviyorum.
Tıraş olmadan önce babamın yüzündeki sakalların gıdıklayan hissini seviyorum.
Fakat onlara bunu hiçbir zaman söyleyemedim.