Çıkardığınız her sesin duyulduğunu, karanlıkta olmadığınız sürece her hareketinizin gözetlendiğini varsayarak yaşamak zorundaydınız; zorunda olmak ne söz, artık iç güdüye dönüşmüş bir alışkanlıkla öyle yaşıyordunuz.
...Orwell, öteki olumsuz ütopyaların yazarları gibi, bir felaket kâhini değildir: Bizi uyarmak ve uyandırmak ister. Hâlâ umudu vardır; ama Batı toplumunun daha önceki evlerindeki ütopyaların yazarlarının tersine, umarsız bir umuttur.