Karadelikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. Anlasana, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı? Şunu kafana sok artık, kötülük bu türün hamurunda var.
Ne var ki insan ölürken en çok hayallere geç kalıyordu. Vakit daralınca bütün kolaylar zorlaşıyor, mümkünler imkansızlaşıyordu. Ruhun büyük mesafeler katetmesine vesile olacak ufacık adımları atmayı akıl edebilmek için ille de ölmek üzere olmak mı gerekiyordu?
Öyle olur. Bazen bir kabahatin ardından kafasını duvarlara vurmaz hemen insan. Ne yaptığını anlaması biraz zaman alır. Sonrakiler çok daha kısa sürse de.