buse

buse
@busenarsp
Puan vermedi·168 syf.··
2025 3. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 17:14
“Külliyatını zihnime nakşedemediğim için utandığım yeni bir yazar oldu. Yekta Kopan. Mümkünse sen hep yaz biz de istifa edelim.”diye kitabın ilk sayfasına nazikçe okumaya başladığım günü yazarak yıllar sonraya miras bırakmamı belgeleyen tarihin altına yazdım bu notu. Yine yeni yeniden bir Türk yazarla tanışmanın çocuksu sevinci, tarif edilemez heyecanıyla; gerçek manada kıpır kıpır aldım kitabı elime.. ezberlemek istedim satırlarını, hayran kaldım üsluba, sanata, insanın kalbine dokunuşuna.. Romanlardan bahsedip durmaktan öyküleri pek tanımıyoruz, tanışmaya fırsat bulamıyoruz ama “Belki Yaz Erken Gelir” tüm tabuları yıkmak, önyargıları aşmak için bulunmaz bir nimet.. her öyküsünde sizi alıp başka başka yerlere götüren, düşündüren, hatta zaman zaman başıyla sizi selamlayan, ey okuyucu biliyorum seni tanıştık biz seninle diyerek sırtını sızavlayan, yazarın usta kalemiyle bazı bildiklerinizin de üstünü çizdiren dediğim gibi alıp götüren bir öykü kitabı. Öykü demek roman olamamak değil çünkü roman olmamak demek ve kitabın da arkasında yazdığı gibi hayatın öykülerin toplamı olduğunu hatırlıyorsun. Hayat dediğin, bütün o harflerin, hecelerin, sözcüklerin buluşmasını beklemek. Hayat dediğin, bitmeyen bir bekleyiş. Kendi kulvarında başarısını sorgulatmayan ve Türk yazarların üsluba verdiği kıymeti bir kere de hatırlatan muhteşem bir eser.. çokça kalbinize dokunacak, yazarın hayattaki her şeyi simgeleştirmesi vesilesiyle sizin de artık hayata öyle dümdüz bakmayı kesmeyi başarmanızı sağlayan bi eser, okumayanların çokça şey kaybedeceğini düşündüğüm…
Belki Yaz Erken GelirYekta Kopan · Can Yayınları · 2024824 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·102 syf.··
2024 1. kitabı
İnci gibi bir kitap, inci. Kanımca ne kadar modernleşirsek modernleşelim, ileriye gidelim, değişelim ve değiştirelim.. Bazı şeyler aynı kalmaya devam ediyor bunun en net örneğini de incide görüyoruz. Dönemine karşı bir başkaldırı olmasına rağmen( "Sen yalnızca inci alıcılarına meydan okumadın, bütün bir yapıya, bütün yaşam biçimine meydan okudun. Senin adına korkuyorum." Syf:64) bugünlerimize, şimdimize tanıklık ediyor; bizi anlatıyor, acımadan eleştiriyor.. Ümit insanı hayata bağlayan yegane şeylerden bi tanesi. En çıkmazların, olmazların arasında bi inci gibi parlayan, ışığı insanı yakan bazen en beklenmedik yerden gelen umutsuzluğun içinden doğan o şey değil mi? Ama sanırım bazen ümitli olabilmek kadar ümidi kesebilmekte önem arz ediyor.. juana'nın sayfa 48 te büyük bir şansı bi kenara bıraktığını bilerek ama seçmek istediği şeyi hakli bularak isyan ettiği gibi "Uğursuz bir şey bu," dedi sertçe. "'Günah gibi bir şey bu inci! Bizi yok edecek." Ümit bazen yeşertse de insanı, süreç yada sonuç farklıysa.. vazgeçebilmekte önemli bi noktada.. hayat belki de bizi vazgeçebilme cesaretini gösteremediğimiz şeyler için cezalandırıyordur yine de vazgeçmemek insana başka bi umut oluyor zaten eninde sonunda hayatın istediği yere geliyorsunuz ne kadar uzaklaşmış olsanız bile.. Sonuç olarak inci insanın kendine has gidiş gelişleriyle, ümit ümitsizlik arasında debelenişleriyle, diğerleri tarafından; sistem tarafından yolu hep bi engebeye sürülenlerin hikayesini çarpıcı bi şekilde gözler önüne sürüyor.. belki bi inci bulamayabilirsiniz ama bu kitapla tanışmak tamamen size ait.. eklemeden de geçemeyeceğim sanırım, size göre başarının tanımı nedir bilmiyorum ama örnek teşkil etmek icin her zaman başarmak tek kilit değil, verdiğimiz savaşların, başkaldırışların örnek olabilmesi
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 2. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 15:49
Üçlü koltuklardan nefret ettirecek Nermin Yıldırımın o muhteşem eseri: “Rüyalar Anlatılmaz”. Baş karakterimiz Pilar’ın ansızın çekip giden eşini aramak üzere başlayan yolculuğu sizi tahmin ettiğinizden çok daha farklı yerlere götürmeyi layığıyla başarıyor; eşinin rüya defteriyle geçmişe götürmeyi, unutulmaya çalışılan olayları, onarılamayan yaraları tüm çıplaklığıyla resmetmeyi de unutmuyor. Nermin Yıldırım çok severek okuduğum ve okuma şansına nail olduğum için gururlandığım bi Türk yazar, bi kitabı kendi dilinden okuyabilmek, ince mesajları çat diye kapabilmek, sayfanın en altındaki sözde açıklamalara gerek kalmadan ilerleyebilmek gerçekten beni fazlasıyla tatmin ediyor yazar sadece mizahıyla sizi şaşırtmıyor söz sanatlarıyla resmen bir şov yapıyor.. tüm sayfalarını ezberlemeye çalışmak tabi ki de nafileydi ama çok sevdiğim cümleleri unutmamaya yemin etmek üzere gibi çizip durdum derken kitap rengarenk oldu tabi güzel oldu.. Nermin asla usanmıyor ve kurgusuyla da sizi alt üst ediyor, rüyalarıyla sizi ters köşe yapıyor, gerçeklerle de kötü bi şekilde yüzleştiriyor ve bunların hepsini öyle bir yapıyor ki.. okurken sarhoş olmamak işten bile değil.. kitabın karakterlerine karşı da yer yer balta tüfekle saldırmak isterken bi anda tüm yaptıklarınızdan utanarak yaralarını sarmaya çalışıyorsunuz.. okuyucuyu her yerden donatıp duran soluksuz ve eşsiz bi roman… yoksa siz hala nermin yıldırımla tanışmadınız mı?
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20194,392 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 7. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2023 01:28
Mekke'nin en soylu, en zengin ailelerinden birinin evine doğan Mus'ab b. Umeyr'in şehit olduğunda onu örtecek kefen bulunamamıştı. Soyluluğuna, zenginliğine, güzelliğine rağmen hayatında adını koyamadığı bir şeylerin eksikliğini hisseden ama elinden hiçbir şey gelmeyen Mus'ab, Demirci ustası Habbab b. Eret'in kızgın demiri elinde tutmasına rağmen bunun yüreğindeki yangında kıvılcım bile olmadığını anlattığında içindeki o boşluğu dolduracak şeyi artık biliyordu. Artık Müslümandı fakat bunun da ağır bedelleri vardı. Ne yazık ki günümüzde bile hala Müslümanlar hor görülürken o zamanlarda da el üstünde tutulmasını beklemek yanlış olurdu. Mus'ab Müslüman olduğu için annesi tarafından işkence gördü, kısıtlandı ama en acısı dünyalık zenginliklerle tehdit edildi. Allah'ın müjdelediği cennetin karşısında ailesinin serveti ne ederdi ki? Hiçbir şey onu yolundan döndüremezdi. Müslamanlığın getirdiği şeyler vardı ve en önemlisi vazgeçebilme cesaretini gösterebilmekti. O dünyanın saadetinden vazgeçti. Peygamber efendimiz (sav) için şehit oldu. Ve on tane kıyafetimiz varken on birincisinin olmamasının kavgasını çıkaran insanlığa çok büyük öğüter verdi. Müslümanlığın kölelerle bağdaştırıldığı korkunç bir cahiliye döneminde gerek aklı gerek nezaketiyle, en soylu kabileleri dine çağırarak o günkü topluma aksini iddia etmeyi başardı. Müslüman olmak kişinin ruhuna, yüzünün güzelliğine, kendine iyi geliyordu aslında verdiğinizi sanırken misliyle geri alıyordunuz. Vazgeçerek kaybederim sandıklarınızdan çok daha iyisini kazanıyordunuz. Ama en önemlisi artık anlıyordunuz, doğruyla yanlış birbirinden ayrıldığında bu davayı herkes savunduğunda aslında ne kadar da o ütopik dünya çıkıyordu ortaya. Bu yüzdendi onların savaşı, müşrikler onlar kaybetti sansa da görünüş çoğu zaman
Mus'ab b. UmeyrÖmer Döngeloğlu · Timaş Yayınları · 2014570 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2023 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 01:37
Kitabı bitireli sadece bir kaç dakika olmuşken, kitabı okuduğum sürecin aksine bunun hakkında yazmalıyım diye düşündüm. Nermin Yıldırımla tanışmamıza iyi ki vesile oldu "Unutma Dersleri". Kitabın sadece adı bile kalbimi titretmeye yeterken, kalbin kırılışını veyahutta bunun tabiliğini kendi lisanımda bi yazardan okumak beni çokça derinden etkiledi. Feribe'nin geçmişe tapma arzusunda, çaresizliğinde, anlam arayışında kendimi bulup durdum. Buldukça ağladım, ağladıkça anladım. Hayatımızı bir tiyatro sahnesi, her oyuncunun da kendisine ait bir perdesi olduğunu haliyle bitince de perdenin kapandığını hep bilmiş olmakla beraber, bu gerçeği ayrıca savunmuş ve hayat felsefesi haline getirmeye çalışmıştım ama bir eksik vardı. "İnsan bir şeyi ne kadar savunuyorsa aslında ona o kadar zıttır." diye bir tezim olmuştu geçen son bir kaç ayda. Bir kez daha anladım, öyleydi. Bilmeme rağmen hatta savunmama rağmen, rafa kaldıramadığım bazı şeyler ve unutamadığım çokça anıyla doluydu kafamın içi. Ben yeni bir perdede yeni oyuncularla bir oyun istemiyordum. Ben bir şeyleri başa sarıp orda kalmak istiyordum ama olmuyordu. Unutmaya çalışırken hatırlamak benim için bir araçtan dönüp amaç halini almıştı. Ne yaparsam yapayım, sanki üzerimdeki o yük bir şekilde mutlu olmamı engelliyor gibiydi. Hatırlamam bunu aşıp unutmama yardımcı olmuyor. Hatırladıkça durum daha da vahim bi hal alıyordu. Ama unutmayı öğrendim, rafa kaldırmayı ögrendim, geçmişimle barışarak belki de kendimle barışarak devam edebilmeyi öğrendim. Vazgeçebilmeyi öğrendim. "İnsan vazgeçerek de iyileşir." Ve farkettim ki o yük artık bırakın önümde engeller kurmayı, çıkıp gitmişti hayatımdan. Eğer hala hayattaysanız mutlu olmak için bir sebep aramanıza gerek yok. "Bir şeyleri arayıp durmayı, bulmanın aramakla değil, kaybetmekle
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınları · 20205,4bin okunma