Kitap hakkında kötü söylebileceğim, eleştirebileceğim hiçbir şey yok desem yeridir. İlk sayfasından son sayfasına kadar içine çeken, olayları okutmayıp yaşatan harika bir kurguya sahip. Polisiye ve gerilim kitaplarına ilginiz varsa hiç tereddütsüz okumalısınız derim! Üstelik kitabın yazarı Tess Gerritsen doktor olduğundan hastanede geçen ve tıbbi bilgiler gerektiren olaylar çok profesyonel yazılmış. Buna rağmen sıkılmadan okuyorsunuz. Burada çevirmenin başarısı da göz ardı edilmemeli.
Şunları da eklemek isterim:
Kitabı bakarak değil görerek okuyun. İşte o zaman anlayacaksınız kadın olmak dünyanın her yerinde zor. Doğu, batı, gezegenin en tepesi, ekvator çizgisinin en ucu fark etmeksizin her yerde zor... Üstelik mesleğiniz, unvanınız, amacınız, kimliğiniz, ırkınız ne olursa olsun bu zorluk farklı kılıklarla karşınızda. Tıpkı kitapta sadece kadın olduğu için korkunç işkencelerle öldürülen Elana, Diana ve Nina gibi; sadece kadın olduğu için korkunç acılar çeken, bedenen ölmese bile ruhu parçalanan, hayatı alt üst olan Dr. Catherine Cordell gibi; sadece kadın olduğu için başarıları göz ardı edilen, önemsenmeyen, mesai arkadaşları tarafından ağır mobbinge maruz kalan Dedektif Rizzoli gibi... Birbirinden farklı sorunlarla yalnızca kadın olduğu için mücadele eden sayısız kadın var bu dünyada. Üstelik hiçbiri kitap karakteri değil gerçek!
Umarım kadınların yolda yürürken korkmadığı, tacize uğrar mıyım endişesi ise çantasında biber gazı taşımak zorunda olmadığı, yaptığı işin karşılığını herkes gibi eşit bir şekilde aldığı, dövülmediği, öldürülmediği bir gezegende yaşarız. Çünkü bunu hak ediyoruz.