Akşamı önüme bırakıp giden adam haklıydı
Kentler ayrıntıydı haritalar ayrıntıydı
İçinde tükendiğim şu hain hayatta
Herkesin yalnızlığı duvarda asılıydı
Ziya Paşa ne güzel söylemiş:
“Gitti Mecnun hane-i dehri bize bıraktı
Bir harap evdir, kalır divaneden divaneye”
(Mecnun ölünce dünya evini bize ısmarlamış oldu -zaten- bu öyle perişan, yıkık, ıssız bir evdir ki -ancak- deliden deliye kalabilir...)
Seçilmiş olan kişi tam bir iktidar değilse bile önemli ölçüde bir denetim sahibi olacağını umar. Elindeki gücün, Zeus'un fırlattığı şimşekler kadar etkili olduğunu zanneder. Fakat zamanla, altı veya dokuz ay içinde, asıl meselenin doğru olanı yapmakla değil, pazarlık etmekle ilgili olduğunu kavrar.