90’lı yılların başında İstanbul’da bir mahkemede yaşanan konuşma şudur:Baba diyor ki,”Hakim bey,bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?İnanabiliyor musunuz?
Çocuklar ölüyor üstat.İnsanlar ise her şeyi meşrulaştırıyor.Yoruldum...Bir serçenin cadde ortasında yağmura yakalandığı için uçup uçmamak arasındaki kararsız bekleyişi vardır ya,işte ölümü ya da yaşamı öyle beklediğimi hissediyorum.
Halbuki ne şeytanı azizim,ne şeytanı?Bu bizim gururumuzun,salaklığımızın uydurması...İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...İçimizde şeytan yok...İçimizde aciz var...Tembellik var...İradesizlik , bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey:hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...