“İnsan nereye gidiyor?”
“Ne bileyim.”
“Gömülerek ya da gömülmeyerek nereye gidiyor, dibe vurmadan düşmeyi fısıldıyor, sona varmadan bitmeyi, düşmeden paramparça olmayı, ben bu geride kalışla da bu birlikte yaşayışla da baş edemiyorum artık.”
“…sizin zamanınızda mezarlıkları üç beş kişi ziyaret edermiş, bu üç beş kişi ölüler hepimizin derlermiş, şimdilerde herkesin ölüsü kendi ölüsü, herkes kendi mezarlığını mecburen ziyaret ediyor…..”
“Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim…”