Sıkıntıları omuzlarımıza yüklemeye devam edersek, er ya da geç onları taşıyamaz duruma geliriz. Yükler gittikçe artarak daha da ağır gelmeye başlar. Yapmamız gereken şey, bardağı yere bırakıp bir süre dinlenmek ve daha sonra tutup tekrar kaldırmaktır. Yükümüzü arasıra bırakmalı, dinleri tazelendikten sonra tekrar yolumuza devam etmeliyiz.
Bazı insanlar hayat yolculuğumuzda misafir olurlar bize. Hayatımıza belli dönemlerde girip çıkan bu insanların hepsinin bir görevi vardır: Bize hayatı öğretmek…
Mutlu olmak varken, kendini mutsuzun kapanına kısılmış hissetmek niye?  Neden bu zülmü kendimize layık görelim ki? Karşımızdaki insan bizi yanlış anlamışsa eğer, bunun suçlusu neden biz olalım? Ne anlamak istiyorsa bırakın öyle anlasın. Kaybedeceğiniz ne var? Hiçbir şey.
Her ne koşul altında olursak olalım, umudumuzu asla elden bırakmamalıyız. Elbetteki zorlandığımız ve her şeyin üstümüze geldiği anlarda olacaktır. Mutlu olduğumuzda onunla bir mutlu olduğumuz anlar olacaktır. İçimizdeki sesi yenik düşüp, kendimizi kabul ettiğimiz günler ve geceler de olacaktır hayat yolunda ilerlerken.