Büşra

Büşra
Smile and the world smiles with you
Erkek kadınla karşılaştığında kendi kafasında kadına ilişkin bir imge yaratıyor. Aynı şeyi kadın da erkek için yapıyor. Sonra erkek kadını onun için yarattığı imgeye uydurmaya, kadın da aynı şeyi erkek için yapmaya çalışıyor.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Aşk
Reklam
Dikkatlerini çekerek çocuklara bir dili. okumayı, nasıl davranacakları ve düş kuracaklarını öğretiyoruz. Ceza ve ödüllerle bir köpek ya da başka bir hayvanı nasıl evcilleştiriyorsak insanları da öyle evcilleştiriyoruz. Eğitim diye adlandırdığımız şey insanın evcilleştirilmesinden öte bir şey değil. Cezalandırılmaktan korkuyoruz, sonraları bu korkumuza ödüllendirilmeme, anne baba, kardeş ya da öğretmenin gözünde yeterince iyi olmama korkusu da ekleniyor. Kabul edilme gereksinimi böylece doğuyor. Bundan önce kabul edilip edilmemeye aldırmıyoruz. İnsanların ne düşündüğü bizim için önemli değil. Önemli değil, çünkü önceleri bütün istediğimiz oyun oynamak ve anda yaşamak.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Aşk
Yaşamımızdaki en mutlu anlar tıpkı çocuklar gibi yalnızca eğlenmek için oyun oynadığımız, şarkı söyleyip dans ettiğimiz, keşfedip yarattığımız anlardır. Bir çocuk gibi davranmak harikuladedir, çünkü budur insan zihninin olağan durumu, insanın olağan eğilimi. Çocukken masumuz, sevgiyi ifade etmek bizim için doğal. Ama sonra ne oluyor bize? Bütün dünyaya? Olan, biz çocukken çevremizdeki yetişkinlerin çok da bulaşıcı bu zihinsel hastalığa yakalanmış olmaları. Hastalığı bize nasıl bulaştırıyorlar? Aklımızı çeliyor, bize de kendileri gibi olmayı öğretiyorlar. Hastalığı biz çocuklarımıza, anne babamız, öğretmenlerimiz, büyük kardeşlerimiz, mikrobun içine girdiği bütün bir toplum da bize işte böyle aktarıyor. Dikkatimizi çekiyor, yineleme yoluyla bilgiyi zihinlerimize yerleştiriyorlar.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Aşk
İnsan dünyaya geldiğinde duygusal zekası. duygusal bedeni bütünüyle sağlıklıdır. Üç dört yaş dolaylarında duygusal zekada ilk yaralar açılmaya ve duygusal zehirle iltihaplanmaya başlar. Ama iki, üç yaşlarındaki çocukların davranışını gözlemlediğinizde sürekli oyun oynadıklarını görürsünüz. Sürekli gülerler. Düş güçleri engindir. Onlar için hayal kurmak bir keşif serüvenidir. Gerektiğinde tepki gösterir, kendilerini savunurlar ama sonra olanı olduğu yerde bırakıp dikkatlerini yeniden yaşanan ana, oyuna, keşif ve eğlenceye çevirirler. Anda yaşarlar. Geçmişin utancını duymaz, gelecek konusunda tasalanmazlar. Küçük çocuklar hissettiklerini ifade eder, sevmekten korkmaz.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Aşk
İnsanların önemsiz, gerçek bile olmayan bir şey uğruna acı çektiklerini görürsünüz. Ama seçeneğiniz yoktur. Bu toplumda doğuyor, büyüyor, sürekli saçma bir oyun oynayıp daha da saçma şeylerle savaşarak başkaları gibi olmayı öğreniyoruz.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Aşk
Reklam