Doğrusu uzun olmasa da razı olmak gerekiyordu dünyada geçirilen zamana. Ona göre bir aktörün hoşa gitmesi için piyesin bitmesine gerek olmayıp oynadığı perdede beğenilmesi yeterliydi.
Herkes hayatında en az bir kere deliriyor, düşüyor, kayboluyor ve hiç kimsenin delirmesi, düşüşü yahut kayboluşu bir başkasınınkine benzemiyor. Yıkımların her birinin kendine özel hikayesi var, bu yüzden de istisnasız herkes kendi başına gelenleri başkalarına kıyasla daha büyük bir felaket olarak görme yanılsaması içinde.
Unutmak hatırlamanın bir parçasıdır; kötü hatıraları dalgınlıkla hafızadan uzaklaştırarak değil, acı çekmeyi göze alarak unutmak. Özgürleşme tam olarak burada başlar: Unutmayla hatırlamanın aynı şey olduğunu keşfettiğin anda.