Yine dört duvar arasında yine düşünüyorum. Yatağumın içinde iki büklüm kıvranıyorum. Adını sayıklıyorum sessizce.... Uyuyamıyorum. Kızıyoeum çok kızıyorum. İçimde zelzeleler kopuyo; içim içime sığmıyor, sığdıramıyorum...
Odamın perdelerini aralayıp sokak lambalarının verdiği eşşiz manzarayı izliyorum masa başında...
Birde elinde sıgara! Her çekişimde birkez daha SEN kaplıyor tüm bedenim...
Öyle kopuk bir dünya içerisinde yaşarsın ki kendi bedeninin vucuduna dar geldipini düşünüp sokağa çıkarsın. Sokalarında dar geldiğini anlarsın.
Öyle bir dünya içerisinde bulunursun ki Sessizliğin tüm bedenini sardığını ve kimsenin olmadığı bir uçurumun kenarında bağırırsın avazının çıktığı kadar. Ancak kendi sesini bile işitemediğini Duyu ve algılarının köreldiğini ve artık yaşamanın bi anlamı kalmadığını düşünürsün....
İnsan yorulur bazen. Kendini ifade edememekten, hayal kırıklığı yaşamaktan ve yaşatmaktan.... Çekinir insan canından özünde kökünden... Konuşmaktan korkar. kelimelerin bile kifayetsiz kaldığı bi an gelir susar ya insan! O öyle bir his işte.....