Kitap, bürokrasinin hakim olduğu, otoritenin bütün hayatı ele geçirdiği bir köyde geçiyor. Kahramanımız K kadastrocu olarak gelir köye. Gizemli yönetim merkezi ŞATO' ya gitmeyi hedefler ancak girişimleri her defasında sonuçsuz kalır.
Kitapta kullanılan dil, anlatım olağanüstü. K ile birlikte ben de Şato'ya gidebilmek için çabaladım, umutlandım ve hayal kırıklığına uğradım. Onunla birlikte yanındaki yardımcılardan tiksindim. Şato ne kadar otoriter, mükemmeliyetçi görünse de ve halk da bunun böyle olduğunu kabul etse de arka planda aslında yönetimin "işleyemeyişine" tanıklık ettik.
Toplumdaki birçok kesimden insanın yaşanmışlıklarına ve yalnızlıklarına yer veren, insana sanki pencereden dışarıyı izliyormuş hissi veren bir öykü kitabıydı benim için. Mutlu sonla bitmeyen, biterken biraz şaşkınlık biraz da hüzün veren öyküler vardı. Akıcılığın, yalınlığın yanında gerçekten vurucu cümleler ve paragraflar vardı. Biraz da olsa umut bekledim kitapta ancak beklediğimi bulamadım. Naçizane öykü severlerin kesinlikle okumasını tavsiye ettiğim bir kitap.
Adli muhabirlerle sigara içtik, hayatın ne kadar acımasız olduğundan bahsedip durduk. Kendi kızına tecavüz eden kansızlara 'Pişman mısınız?' diye soru sormanın, 'Hayır' cevabından daha ağır olup olmadığını tartıştık.