insanın evine ne gibi mutluluk verici veya ölümcül bir haberle döndüğünü kimsenin merak etmemesi gibi kolay kolay alışılamayacak bir deneyimle yüzleşiyordum.
insan o kadar kolay ölmez, bunu bilin, yalnızca ölecek gibi olur, o kadar. daha sonraları ise çektiğiniz acı aklınızı başınıza öyle bir getirir ki size ''keşke yine aptal olsam, hatta sapına kadar aptal olsam'' demeyi bile öğretir.
sylvia plath benim için çok özel bir yazar. kitaplarını okuduğum her dönem yorumlama ve uyumlanma şeklim değişiyor. günlükleri bu kez sindirerek ve zamana yayarak okuyorum. henüz ilk sayfalardayım ancak dikkatimi çeken bir durum oldu, plath'in babasıyla arasındaki ilişkisi ve babasının şiirlerindeki imgesi çok fazla tez ve makaleye konu olmasına rağmen annesinin yaşamı ve şiirlerindeki temsiline dair ortada pek bir şey yok ve anne, yok edici, yutucu anne olarak plath'in şiirlerinde büyük yer tutuyor. annesini pek çok mitosta dişil ve anaç bir sembol olan ay ile özdeşleştiren sylvia'nın birçok şair gibi mitolojiden yararlandığını ya da ilhamıyla çok arkaik imgelere ulaştığını anlamak için edebiyat dahisi olmaya gerek yok ancak plath'in şiirlerinde ve güncesinde ayın yok edici, yeryüzündeki insana uzak, yarasalar tüküren ve kel, yabanıl bir kadın olarak betimlenmesi dahilinde söylenebilecek ancak söylenmemiş çok şey var bence. kitabı okudukça konuyla ilgili fikrimi güncelleyeceğim.
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,677 okunma