"Okuryazar bir insan gerçeği sindirir; onu midesine indirir, gereksindiği şeyleri alır, gereksinmediklerini atar. Yemek, okuma yazma için gerçekten de uygun bir metafordur."
Eskiden öğrenciler yazı öğrenirken yaptıkları her yanlışı, dilleriyle aharlı kağıt üzerinden mürekkebi yalayarak siler yenisini yazarlardı. Ne kadar çok hata yapılırsa o kadar çok yalayıp silmek gerekirdi. Dilimizde okuryazarlık alâmeti olarak işte bugün hâlâ kullanılan "çok mürekkep yalamış" tabiri aharlı kağıtların bu hususiyetiyle ilgilidir.
"İyi olanı okumak için kötü olanı hiçbir zaman okumamayı insan kendisine düstur edinmeli: Çünkü hayat kısa ve hem zaman hem dinçlik insan için sınırlı."