"Çalışmak lazım dostum! Sonra da hiçbir şey yapmamak! Şöyle bir etrafına bakmak, dünyayı görmek, hava almak... Çünkü ancak bu şekilde insan öğrendiklerini sindirebilir, gözlem yapabilir ve bilimi hafızasına bağlamak yerine hayata bağlayabilir."
"Okuryazar bir insan gerçeği sindirir; onu midesine indirir, gereksindiği şeyleri alır, gereksinmediklerini atar. Yemek, okuma yazma için gerçekten de uygun bir metafordur."
Eskiden öğrenciler yazı öğrenirken yaptıkları her yanlışı, dilleriyle aharlı kağıt üzerinden mürekkebi yalayarak siler yenisini yazarlardı. Ne kadar çok hata yapılırsa o kadar çok yalayıp silmek gerekirdi. Dilimizde okuryazarlık alâmeti olarak işte bugün hâlâ kullanılan "çok mürekkep yalamış" tabiri aharlı kağıtların bu hususiyetiyle ilgilidir.