Perdeyi kaldırıp arkasına adım atmak! İşte bu kadar! Bu ikircim ve kararsızlık niye? İnsan perde arkasının nasıl bir yer olduğunu bilmediği için mi? Bir daha geri dönmeyeceği için mi? Açık seçik bir bilgimizin olmadığı konulara kargaşayı ve karanlığı atfetmek, bizim tinimizin özelliği değil midir?
Bu konular tıpkı aşk gibidir. Diyelim ki, genç bir gönül, bir kıza tutulmuş; bütün gününün bütün saatlerini onun yanında geçiriyor, bütün yetilerini, bütün servetini her an sevdiğine kendine tümüyle adadığını göstermek için harcıyor; sonra da dar kafalının biri gelip ona diyor ki: "Asil ve genç bayım! Sevdalanmak insanca bir duygudur, ama insana yaraşır bir biçimde aşk duymanız gerekir! Zamanınızı bölün, belli saatleri çalışmaya, dinleneceğini saatlerde sevdiğiniz kızı ayırın. Servetinizi hesap edin ve sizin temel ihtiyaçlarınızdan artakalanla, sevdiğinize, çok sık olmamak koşuluyla, örneğin doğum gününde, vb. günlerde bir hediye alırsınız." Bu öğütleri dinleyen bir insanla mutlaka işe yarar biri olur ve ben, her prense öyle birini meclise almasını salık veririm; ama bu öğütlere uyulduğunda da aşk biter ve eğer bu kişi bir sanatçı ise sanatı son bulur.
İnsan soyu tek bir kalıptan çıkmadır. Çoğu yaşayabilmek için günlerinin büyük bir bölümünü çalışarak geçirir ve özgürlük olarak artakalan zaman onları o kadar kaygılandırır ki ondan kurtulmak için denemedik şey bırakmazlar. Ey insanın alınyazısı!