Böyle zamanlarda herkes birbirine benziyordu. Bakışları az önce apar topar terk ettikleri evlerinde, ellerini ağızlarına kapamış ince ince ağlayan bütün kadınlar annem, derin bir sessizlik içinde bıyıklarını kemiren bütün adamlar da babamdı sanki.
Annemle babamı alıp uçsuz bucaksız bir çöle koysak, zıt yönlerde yürüyeceklerine emindim. Tut ki karşılaştılar, birbirlerine adlarını bile sormaz, öylece geçip giderlerdi. Ama işte şimdi bir balkonda yan yana koymuştu hayat onları. Biri onları aynı öyküye yazmıştı.
...
Balkonun sinekler üşüşmüş lambasının altında, sessizce oturmuş ömür tüketiyorlardı.
Bir paket çekirdekle kendini sağaltan, varoluş sıkıntılarını geçici olarak da olsa dindiren bir kadındı annem. Beni elime para tutuşturup bakkala çekirdek almaya mı gönderdi, bardağı dolmuş demekti, son damla taşmadan önlemini alırdı.