"Yoksa anlam yüklemeye çalıştığımız hayat, bir bakmışsın tekme atınca havalanan bir kutuya dönüşmüş. Oysa biz onu hep dolu sanıyorduk. İçine acılarımızı, sıkıntılarımızı, gözyaşlarımızı tepmiştik."
Hayatın içinde, günlük telaşların ortasında yazılmış gibi bizden, bizi bilen, ruhumuzu hisseden bir kalemden çıkan cümleler. İlk kitabı olmasına rağmen oldukça akıcı bir dil ve özenle seçilmiş kelimelerle okuruna kendini çok iyi anlatan bir yazar. Cümleler arasında öyle bir uyum var ki okurken yaşatıyor. Kitabı yazmışçasına yaşayarak, karakterle aynı hisleri taşıyarak okuduğum bir kitap oldu.
Birbirine zıt görüşlerde iki kardeş. Kendinden emin, sarsılmaz inançlara sahip bir avukat ve onun yıllardır inandığı tüm değerleri alaşağı eden, inançlarını sorgulatan bir yazar. Yeni çıkardığı kitabıyla sadece kardeşine değil tüm insanlığa inançlarını, değerlerini sorgulatıyor.
Tahmin edilebilir gibi göründüğü noktada bambaşka bir hikayeye dönüşüyor. Karakterin duygu durumuyla okuru sarsan ve yepyeni bir ruh haline adapte eden bir yapısı var.
Okurken es verip "Doğru olan ne, bunu kim belirliyor, bir şeyi neden doğru olarak atfediyoruz?" sorularını uzunca düşündüren bir kitap olmuş. Yazarın cümleleri yer yer bir ok gibi okurun zihnine saplanıyor. Cümlelerin birbiriyle uyumu, derin anlamları, sürükleyici bir olay örgüsü ile damakta doyumsuz bir tat bırakıyor.
"Olmak ya da olmamak" gibi okunduğu an yazarın kim olduğunu hatırlatacak kadar vurucu cümleler saklı sayfalarda. Cümlelerin altını çizerek okuyanlar kalemlerini hazırlasın. Keyifli okumalar dilerim.