Büşra

Büşra
@busrayadair_
“Mümkün olsaydı her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim.”
8/10
·272 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 21:10
Kitabımızın baş karakteri Frederick -kendisini gizlemek için uydurduğu Ferdinand ismi ile bileceğiz biz onu - kelebeklere ilgi duyan onların koleksiyonunu yapan biri fakat bu kelebek koleksiyonu ilerleyen zamanda farklı bir saplantıya dönüşecek. Ferdinand’ın bir gün Miranda isimli bir kızı kaçırıp mahzene hapsetmesiyle olaylar başlar. Öyle ki kıza saplantılı bir şekilde aşık olmuştur ve onu kaybetmek istemez. Bu saplantı günden güne çok daha kötü bir duruma gelir. Miranda’nın mahzende kapalı tutulurken yazdığı günlüğü ile baş başa bırakıyor bizi yazar, yaşanılan aynı olayları bir de Miranda’nın gözünden okuyoruz (ve sanırım beni en çok sıkan bu kısım oldu) bu günlüğü okurken karanlığın içinde bile insanın kendini kazanmaya başlamasını, içindeki ışığı, gücü, inancı fark etmesini görüyoruz. Kitabın bir kısmı zihinsel bir karanlık, diğer kısmı duyguların ve kabullenmenin iç içe geçtiği bir deniz. Böylece metin yalnız hikâyeyi değil yaşananlara karşı bakışı da ikiye bölüyor. Ferdinand’ın yaşadığı duygu ikilemi, kendini aşağılık görme duygusunun takıntılı bir aşkla birleştiği ve buna zorlayıcı bir mahremiyet fantezisinin eklendiği karanlık bir zihin. Miranda’nın Ferdinand için Caliban ismini kullanması da William Shakespeare’ın karakterine bir atıf. Miranda son derece zeki, duyarlı, derin ve farkındalığı yüksek bir kadın. Yani söylediği şeyleri söylemekten ziyade uygulamaya koyup kendisine umut besleyen birisi. Yazdığı günlükte bir yandan kendisinin karanlık taraflarını keşfederken bir yandan umudunu sürekli koruyup bu mahzenden çıkacağına inanması okuyucunun merakını diri tutuyor. Tabii Miranda mahzenden çıkabilecek mi? Orasını okuyunca öğreneceksiniz. Genel olarak akıcı bir kitaptı özellikle Ferdinand’ın gözünden anlatılan kısımlar beni daha çok etkiledi. Miranda’nın
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·184 syf.··
2025 41. kitabı
Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmalarından kesitlerin aktarıldığı bu eser genellikle 1905-1937 arasında yapılmış konuşmalara yer vermiş olsa da ağırlıklı olarak 1921-1925 yılları arasında, Ankara'daki meclis hükümetinin işlerlik kazanmasıyla birlikte başlayan dönemden yaptığı konuşmalara odaklanıyor. Eserde; Türk toplumuna dair son derece ayrıntılı, gelişkin, tarihsel ve gelecek misyon ve vizyonunu adım adım nasıl şekillendirdiğini ve şehir şehir dolaşıp halka anlatıp benimsettirdiğini, tüm bunları yaparken Atamızın özellikle eğiticilere ve öğrencilere, gençlere ne denli güvendiğini gözler önüne seriyor. Kitap Can Yayınları’nın Miras kategorisine ait. Ben her TÜRK’ün bu kitabı okumasını, tarihe dair doğru bildiği yanlışları görüp düzeltmesini, kulaktan dolma bilgilerle değil de resmi belge ve kayıtlara geçmiş düşünceleri okumasını ve bir kere daha aziz milleti ile gurur duymayı hatırlamasını isterim. Ülkemizin kurulmasında ve yükselmesinde çabalayan, geçmiş enkazlardan başı dik çıkmak için ellerinden geleni yapan başta ATATÜRK ve arkadaşları olmak üzere tüm vatan evlatlarına, insanlarına minnet, rahmet ve şükranla.
Yorulsanız BileMustafa Kemal Atatürk · Can Yayınları · 2025101 okunma
7/10
·128 syf.··
2025 40. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 22:33
Selamlar. Kitap hakkındaki düşüncelerime geçmeden önce ufak bir anekdot paylaşmak istiyorum. Kitap şiirsel bir anlatım tekniği ile yazılmış yani eğer bu tarz anlatımı olan kitaplar ilginizi çekmiyorsa kitap size sıkıcı gelebilir. Lure Tepesi’nin gölgesindeki Bastides Blanches adlı bir köyde geçiyor olaylar. Köyde kendi halinde hepi topu 12-13 kişi yaşamaktadır. Yakın bir zamana kadar köydeki herkes mutluyken bir anda işler kötüye gitmeye başlar. Köyün gürül gürül akan çeşmesi kurur, köy halkından genç bir kız amansız bir hastalığa tutulur, köyde sebebi bilinmeyen yangınlar çıkmaya başlar. Köy halkı ne yapacağını bilemez, şaşkınlık içindedir ve çareyi ölüm döşeğinde olan köyün en yaşlısı Janet’den medet ummakta bulurlar fakat bu yaşlı Janet’in, doğayı hor kullanan köy halkına karşı söyleyecekleri köy halkının pek hoşuna gitmeyecektir. En sonunda hepsi kendi elleriyle kendilerini felakete sürükleyeceklerdir. Günümüzün ve geçmişin problemlerinden olan; doğayı hor kullanma, zarar verme, kirletme, bilinçsiz tüketim, açgözlülük vb. durumlara şiirsel bir dille değinen bir o kadar yalın ve etkileyici bir kitap. Doğa kendisine yapılan her kötülüğü bir gün geri iade eder fakat o gün her şey için çok geç olur. Tabiat bilincine vurgu yapması açısından ilgi çekici bir eser olduğunu düşünüyorum. Sakin kafayla okumanız tavsiyemdir. Kitapla kalın.
TepeJean Giono · Can Yayınları · 202597 okunma
8/10
·64 syf.··
2025 38. kitabı
Ensesi Yamalı Kanlı Mustafa Paşa’nın yeğeni Sıtkı ve yine aynı paşanın cariyesi Sinesaf ve tabi bir de gudubet kadın Behice. Sıtkı ile Sinesaf birbirlerine ölüm derecesinde aşıktırlar yani bizi ayırabilecek yalnızca ölümdür derler (belki de birleştirecek olan odur) Behice denilen kadın da tıpkı Sinesaf gibi Sıtkı’ya aşıktır. Kendisi de bilir otuzlu kırklı yaşlarında bir kadının yirmili yaşlarda bir çocuğa aşık olmasının hoş olmadığını ama gönlüne söz geçiremez hele bir gün Sıtkı ile Sinesaf’ın birbirlerine aşık olduğunu öğrenir ya..! İşte o zaman vay onların haline. Başlar onlara dostmuş gibi yaklaşıp kuyularını kazmaya. Başta birbirilerine kavuşturacak kişinin kendisi olduğunu onlara yardım edeceğini, muratlarına erdireceğini temin eder ve kendisine güvenmelerini sağlar fakat sonradan öyle çirkinlikler yapacak öyle dolaplar çevirecektir ki bu şeytanın aklına gelmez! Behice hanım bu kadar kötülüğü yapa dursun bu iki aşığı -kendilerini yalnızca ölümün ayırcağına inanan bu iki insanı- sizce ayırabilecek mi yoksa ebediyen kavuşmalarına sebep mi olacaktır? Ben kitabı keyifle okudum ve beğendim yazarın yarım bıraktığım kitabından sonra bu kitabına başlamakla iyi bir karar verdiğimi düşünüyorum.
Ölüm Allah'ın EmriAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,294 okunma
7/10
·116 syf.··
2025 36. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 17:44
Türkan, eşi Orhan’ın ölümünden sonra çöküş yaşayan bir kadın fakat bir o kadar da içinde toparlanma umudu var. Her ne kadar eli Orhan’dan kalan eşyalara uzanmasa da o da biliyor eşyaları evden çıkartmakla iyileşmenin ilk aşamasını gerçekleştireceğini. Orhan’ın sağlığında sevip ilgilendiği bir sarı kızı var, Karavanı fakat ölümüne yakın Türkan’a karavanı satmasını parası ile de tatile gitmesini vasiyet bırakır. Çünkü Türkan ömründe birkaç mahalle harici yer görmemiştir. Çocukken anne babasını kaybetmiş, teyzesinin üvey evladı olmuş hep bir yerlerde yarım yamalak yaşamış.. sonra Orhan’la evlenmiş onun da ikinci eşi olarak evlenmiş hayatta ikinci planda olduğunu düşünen bir kadın. Ömrünü bir girdapta geçiren bu kadın kendisine söylenen vasiyeti gerçekleştirmeden önce bir yolculuğa çıkmaya karar verir. Farklılığı benimsemeli, iyileşmeyi kabul etmelidir. Türkan yeni bir hayata adım atar, yeni insanlar tanır.. hayat artık başka olacaktır onun için ve iyileşmek her zaman uzun bir süreçtir. Bana her ne kadar kurgusu sıradan düşüncesi verse de okurken sıkılmadan bitirdim yalnızca bu tarz hikayeleri sanki daha önce okumuşum hissi vardı kitapta. Tam olarak bu puan bandında bir etki bıraktı bende. Yazarın diğer kitaplarına da bir şans vereceğim. Kitapla kalın.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma