Büşra Aydın

Büşra Aydın
@busraydbn
Altı çizili satırlarımın dijital arşivi
Kapı Eşiği Etkisi
Bilim insanları tarafından kapı eşiği etkisi olarak tanımlanan bu durum, esasen, yaştan bağımsız olarak sürekli yaşanmaktadır. Genellikle, bir fiziksel alandan diğerine geçtiğimizde, mesela bir odaya girip ne yaptığımızı ya da neden orada olduğumuzu hatırlamadığımızı farkettiğimizde gerçekleşir. Fakat bu yalnızca bir eşikten geçtiğimizde olan bir durum değildir. Caddeden kaldırıma veya kaldırımdan bir binanın içine adım atmak gibi neredeyse her alansal eşikten geçtiğimizde gerçekleşebilir. Bazen konumumuzu algılamak, belirli görevlere yönelmek, ne yaptığımızı hatırlamak için bir dakikaya ihtiyacımız olur. Bazı durumlarda, tamamen unutup pes edebiliriz ve ancak saatler sonra anahtarlarımızı aradığımızı ya da buzdolabından süt alacağımızı hatırlarız.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İnsan bilmelidir ki neşe, hoşnutluk, gülme, spor, acı, üzüntü, karamsarlık ve matem yalnızca beyinden gelir ve bununla, özel bir biçimde, sezme ve bilgiyi elde eder; görür ve işitiriz ve aynı organla deli ve çılgın olunur; korkular ve dehşet bazen gece, bazen gündüz bizi etkisine alır...." HİPOKRAT
Sayfa 1
Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek sevgisine inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz, etken ilgidir. Bu etken ilginin bulunmadığı yerde sevgi de yoktur.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Gün boyunca beynimizde adenozin adında bir kimyasal birikiyor ve uykumuz geldiğinde bize haber veriyor. Kafein ise adenozin düzeyini algılayan reseptörü bloke ediyor. "Benzin göstergesinin üstünü kapatmaya benzetiyorum ben bunu. Kendimize daha çok enerji veriyor değiliz. Ne kadar boşaldığımızın farkına varmıyoruz sadece. Kafeinin etkisi geçtiğinde de iki kat yorulmuş oluyoruz."
Sayfa 76·Kitabı okudu
Adalet'in Anısına (Dikkat Spoiler İçerir!!!)
Puan vermedi·320 syf.··
2025 20. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 22:26
Unutulmaya yüz tutmuş kelimelerin açıklamalarıyla başkahramanımız Adalet'in ilgi alanlarına ve çocukluğuna ilişkin bilgilerle karşılıyor roman bizleri. Ardından Adalet'in hatırındaki ilk günahının peşine düşmesiyle bir maceraya tanıklık ediyoruz. Bu maceranın başında konuya Sadi Seber dahil oluyor. Sadi Seber'in dahil olmasıyla aşk romanına evrileceğine dair endişelerim de meydana çıkıyor tabii. Daha kitabın sonuna gelmeden Adalet'in ve hikayesinin aşığa/aşka evrilmemesi için dualar etmeye başlıyorum. Adalet'in, ruhsal süreçleri çocukluk travmalarıyla ilişkilendirilerek çözümlenirken henüz buna hazır olmadığını hissedememek gözünüz kapalı dahi olsa göz kapağınıza tutulan ışığı algılayamamak kadar imkansızdı. Bu nedenle sonu bir nevi beklenendi. Hemen her dramatik film ya da öyküde biri ya ölür ya da terk eder. Gitmek ya da kalmak yüzyıllardır değerler dünyasını beslemeye devam eden kor olarak kalmadı mı zaten? Kitabın sonuna dek çeşitli betimlemelerle anlatılmak istenen duygu ve düşünceler somutlaştırılmaya çalışılmış ("Sırasını şaşırmış hatıralar, çöl fırtınasına yakalanmış kum zerrecikleri gibi uçuşmaya başladı."). Ancak yazar anlatımı güçlendirecek, akıcılığı bozmayacak kulvarlarda konuyu ince ince işlediği için okurken akışa kapılıyorsunuz. Mahsun'u bulmak ve Hülya'yı ona geri vermek uğruna geçtiği şehirlerde, bindiği trenlerde yaşadığı tetiklenmeler Adalet'in flashbackler yaşamasına neden oldu. Bu bana biraz da Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşıyor izlenimi verdi. Kitap Adalet'in çocukluğuyla başlayıp zamanla şu anı tasvir eder hale gelse de okuduğum sayfa sayısının sayısal değeri büyüdükçe Adalet'in günahları küçüldü gözümde. Psikolojide de böyledir bazen. Kişinin doğup büyüdüğü çevre ya da genetik yatkınlığı, daha o dünyaya gelmeden, ergenlik
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma