Yaşamayan insanlara cennet umudundan nasıl söz edilebilir? Kendi ruhları çiğnendiği, kederlere gömüldüğü bir zamanda onlara nasıl Tanrı’dan söz edilebilir?
Kültür -öğrendiğimiz tüm o abur cubur değerler vasıtasıyla- mutlu olmak için neye ihtiyaç duyduğunuz konusunda, “asıl” ihtiyaçlarınıza ters düşen bir tablo çiziyor olabilir.
Kültürümüzde ağırlıklı olarak tek yönlü bir baskı var; daha çok harca, daha çok çalış. Dikkatimizi “hayatta gerçekten iyi olan
şeylerden” sürekli uzaklaştıran bir sistem içinde yaşıyoruz. Temel psikolojik
ihtiyaçlarımızı karşılamayan bir şekilde yaşamamız yönünde propagandaya maruz kalıyoruz ve böylece kalıcı, anlaşılmaz bir tatminsizlik hissi ile başbaşa kalıyoruz.