BÜŞRA ZADEOĞLU

BÜŞRA ZADEOĞLU
@busrazade
tersine ve baş aşağı çevirerek anlamaya geldim hayatı
İnsanın kendisini tastamam hissettiği herhalde böyle birkaç an vardı hayatta. Öyle hep başı kesik tavuk gibi dolaşmıyordun bir ömür dağ bayır. Bir an geliyor artık burada biraz dinlenebilirim diyordun. Büyük duyguların deli bir nehir gibi kayalardan aşağı akıp akıp sonunda denize döküldüğü bir yer vardı. Akış hızının azaldığı bir yer. Yeryüzü eğimini yitirdikçe nehrin suya doğru çatallanarak başka kollara ayrıldığı, taşıdığı ne varsa her şeyin dibe çöktüğü, bu çöküntünün su bitkileriyle sıkıca bir arada tutulup verimli bir toprağa dönüştüğü bir an. Bir delta ovasına dönüştüğün yaşlar. Dalga ve gelgitlerin olmadığı yerler. Burası dünyanın nispi ağırlığının azaldığı, daha kolay döndüğü bir yerdi. Hayatı nihayet doğru okuduğun bir zaman. Ben herhalde şu anda oradaydım.
İnsan ve Duygular
Reklam
Onunla küçük bir insanın yürümesine, konuşmasına, dünyayı parça parça anlamasına, yeryüzünde kendisine yer açmasına, körpe bir yaşamın her gün müthiş bir iştahla değişip dönüşmesine şahit oldum. Onun çocukluğunu kendi çocukluğumun ucuna teğelledim, mutlu bir çocukluk için asla geç değilmiş, zamanın uzak bir adasında onunla akran oldum. Onunla bahçelerde anlamsızca koşarak çemberler çizdim. İkimize öğle yemeğinde patates kızarttım. Yaz güneşinin ulaşamadığı serin arka odalarda yanına kıvrılıp onunla birlikte öğle uykularına daldım. Uyanıp balkonda karpuz yerken, karşı çatıdaki kumruları dinledim. Dizlerimin üstüne çöküp karıncalara baktım. Kimsenin gülmediği şeylere güldüm. Merak etmeyi, küçücük şeylere hayret etmeyi, üzülünce ağlamayı, durduk yere pat diye sarılmayı, sarılınca her şeyi unutmayı öğrendim. Mavi'yle hayat annenin sevgili çocukları olduk yan yana. Onun çocukluğunun içinden geçerken kendi çocukluğumun da içinden geçtim, bazı hikâyeleri yeni bir alfabeyle yeniden yazdım.Yeni hallerini daha çok sevdim.
İnsan ve Duygular
Bu eski evde bir sürü şey oldu. Ve aslında hiçbir şey.
İnsan ve Duygular
“Tünelin ucunda ışık var mı diyorsunuz?” “Işık olmadığını söylesem vaz mı geçeceksiniz yürümekten?”
İnsan ve Duygular
“Bu Ege Denizi mi? “ “Ta kendisi.” “Şurda biraz oturacağım.” Hayal gibi bir şeydi karşımda duran. Burası Orhan’ın berbat bir hastalığa yakalanıp berbat bir şekilde yitip gittiği dünyayla aynı yer miydi yani? Biz şu anda aynı dünyada mıydık?
İnsan ve Duygular
Reklam