Koltukların altına eğiliyorlar; ne düşündüklerini sorgulamalarını engelleyecek en ufak şey için bile müteşekkirler çünkü hiçbir
şey düşünmediklerini bir anlasalar deli olacaklar.
Yalnız kalıp utancımı ve umutsuzluğumu sorgulamaya ihtiyacım var. Güneş ışığına ve kaldırım taşlarına yanımda kimse olmaksızın ihtiyacım var; konuşmaksızın,
kendimle yüz yüzeyken yüreğimin müziği bana eşlik etsin yeter. Ne istiyorsunuz benden?
Ve bir gün gelir her şey biter, o kadar çok çene kapanmıştır ki üzerimize, ayağa kalkacak gücümüz kalmamıştır artık, her ağız tarafından çiğnenmişçesine sarkar etimiz bedenlerimizden.
Bir yıl önce, altı ay önce, sanatçı olduğumu düşünüyordum. Artık düşünmüyorum, öyleyim. Edebiyat sayılan her şey beni terk etti. Yazılacak kitap kalmadı, tanrıya şükür.