Bugünün derdi bu, ruhumuzun kaybolması. İşin acıklı tarafı da onu olmayan yerlerde aramamız. Konfüçyüs bu meseleyi harika bir şekilde özetlemiş gibi, şöyle der: "En zor şey, karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır, özellikle odada kedi yoksa."
Kendinizi yaşınızı baz alarak inşa ettiğiniz çok katlı bir bina gibi düşünün.
Her kat yeni bir yaşantı ve anıya, eşyaya sahiptir. Her yeni yaşta üstüne yeni bir kat çıkar, yeni deneyimler ve yeni eşyalar eklersiniz. Yetişkinlikte çocukluk zamanlarınıza ait katlarda hâlâ canlı olan, hâlâ daha çocukluk durumda kalan parçalar da sizinledir. Travmalar ve hatırlamak istemediğiniz acı verici deneyimler de...Yetişkin bilincinizle yapmanız gereken şey bu parçalarla uyumlu hale gelip düzenlemek ve kişisel bilinçdışınızı bilinçli hale getirmektir. Yani kişisel çok katlı binanızın içindeki basınç dengesini ayarlamak, her katta nefes alabileceğiniz konforlu odalar yaratmak ve ağırlık merkezini dengelemek.
"Bana hikmet sahibi ya da bilge denmesini kabul edemem. Birisi bir ırmaktan bir avuç su çıkardı. Ne anlamı var? Ben o ırmak değilim , ben o ırmaktayım ve hiçbir şey yapmıyorum. Başka insanlar da orada ve çoğu onunla bir şeyler yapmak zorunda olduklarını hissediyorlar. Bense hiçbir şey yapmyorum. Kuru dalları üzerinde güller açtırması gereken kişi olduğumu hiç düşünmedim. Durup doğanın neler yapabildiğini hayranlıkla izliyorum."