“Güvenli sandığım hayatımda, korktuğum ne varsa tek tek başıma geliyor... Dağlara karlar yağıyor, denizlerde gemilerim batıyor. Ölülerimi topluyorum teker teker avcuma. Ve onları gömüyorum kalabalıklar içinde tek başıma. Bunlara rağmen ve bunlara rağmen ve bunlara rağmen hayat devam ediyor dörtnala. Gözlerimi kapıyorum. Kulaklarımı tıkıyorum. Bankın üzerine kıvrılıyorum. Bir parçası olmadığım için hayata düşmanım. Beni içine almayan ama dışına da salmayan hayatla baş edebilmek için devamlı anlam arayışındayım. Anlamı yanlış yerde aradığım için de hep hırçınlaşmaktayım. Kim terbiye edecek beni? Okkalı bir küfür sallıyorum. Meydandaki cami yıkılıyor. Hava darmadağınık, kilise yerle bir oluyor. Papazlar havalanıyor yerden ve imamlar ve hahamlar, hocalar, rahibeler... İnandığım her şey kuş olup uçuyor. Ve inanmadığım her şey yukarıdan üzerime yağıyor. Küfrediyorum. “
GergedanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20193,471 okunma
''Yıkıldı yıkılacak bir binanın altında. Yıkıldı yıkılacak bir dünyamız var. Yıkıldı yıkılacak bir neşemiz. Biz diye bir şey var burada, bizim diye bir şey.''
'' Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.''
Yalom'dan okuduğum ikinci kitap. Nietzsche Ağladığında kitabını sevdiğim kadar sevemesem de akıcı ve keyifli bir kitaptı.