büşra

Her felaketin iki ilacı vardır: zaman ve sessizlik.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Düşünceler ölmez efendim, bazen uykuya dalarlar ama uyumadan öncekinden daha güçlü bir şekilde uyanırlar.
''Paleolitik çağda cinsiyete dayalı iş rolleri mevcut değildi. Ya da en azından homo cinsinin ortaya çıkışından itibaren, milyonlarca yıl boyunca böyle bir sosyal yapıya veya cinsiyete dayalı iş bölümüne dair elimizde bir kanıt yok. .. Göçebelerde tüm grup çocuk bakımına katkıda bulunuyordu. Dahası, tarihöncesinde kadınların hamileyken, emzirirken veya çocuk taşırken avlanmayı bıraktıklarını düşünmeye sebep olacak bir bulgu da yok. Yani sadece grubun bir kısmının avlanması ve diğerlerinin yenebilecek bitkileri toplaması pek mantıklı değil. Paleolitik Çağ'da, insanların ölülerini gömme biçimleri ya da mezarlarına koydukları eşyalar açısından cinsiyetler arası bir fark olduğu bilinmiyor. Cinsiyete dayalı farklı sosyal statülere ilişkin bu göstergeler, katmanlı ekonomik sistemin ve tekelleştirilebilir kaynakların ortaya çıktığı tarıma kadar görülmüyor. .. Eski insanların iskelet kalıntılarına bakıldığında da erkeklerle kadınlar arasında travma kalıpları açısından belirgin bir fark görülemiyor. Muhtemelen cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkes her işi yapıyor olmalıydı. Çeşitli arkeolojik bulgular, tarihöncesinde kadınların, erkeklerde görülen yaralanmalar gibi tehlikeli yakın temas avcılığı kaynaklı yaralanmaları sahip olduğunu gösteriyor. … eklemlerdeki yıpranma kalıpları ve oranları hem kadınlarda hem de erkeklerde eşit demek ki her iki cinsiyet de büyük av hayvanlarının pusuya düşürülerek avlanmasına katılıyordu. .. Kadınların sadece avcılık yapmakla kalmayıp, gruplar arası ya da kişiler arası çatışmalara girdiğine dair de bir hayli kanıt var. Günümüzde California olan bölgede MÖ 3050 ile MS 1899 yılları arasında yaşamış 16.820'den fazla kişinin iskeletlerindeki yaralanmalar, kadın savaşçıların sayıları erkeklere göre az olsa da tüm dönemlerde şiddet içeren eylemlere
Gerçekle gerçeküstü tıpkı yin ile yang gibi iç içe geçerek birbirini tamamlayan bir bütündür. Gerçeğin içinde gerçeküstü, gerçeküstünün içinde de gerçek vardı ve birbirlerini sarıp sarmalamışlardı. O yüzden gerçek üstünün peşinden giderken gerçeğe takılıyordu insanların ayakları ve gerçeğin peşinden giderken de gerçeküstüne. Tıpkı ölümün peşinden giderken hayata, hayatın peşinden giderken ölüme takılması gibi ayakların, aklın, kaderin...
Işık vurduğun yeri aydınlatır ama her zaman görmeyi kolaylaştırmaz; bazen gözleri kamaştırır; akla olmadık hayaller sızdırır.