Sana karşı nefretten gayrı bir şey hissetmesem de, tek çarem sendin. Duygusuz, kalpsiz yaratıcı! Bana algılar, tutkular vermiş, sonra da insanlık hor görsün, korksun diye beni uzaklara göndermiştin. Fakat yalnızca senden merhamet ve telafi isteme hakkım vardı. İnsan biçimine bürünmüş başka varlıklardan elde etmek için boşu boşuna çabaladığım adaleti, sende aramayı kararlaştırdım.
Âdem'in olmam gerekirken, düşkün melek oldum; hiç günahım yokken sevinçten mahrum ettin beni. Her yerde eksiksiz bir mutluluk görüyorum; bir tek ben, telafisi imkânsız biçimde bu mutluluğun dışına itilmişim.
Buralarda dolaşan ruhlar, gerçekten dolaşıyorsanız, daracık yataklarınızda yatmıyorsanız şayet, bu küçük mutluluğu nasip edin bana, ya da yanınıza alın beni; hayatın sevinçlerinden uzağa götürün.